Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan sanık ...’nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 155/2, 62, 50/1-a, 52/2-4, maddeleri gereğince 6000 TL ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 27/01/2011 tarihli ve 2010/70 esas, 2011/24 sayılı karar aleyhine vaki temyiz istemi üzerine onama talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 07/06/2012 tarih ve 2011/247391 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmiş, Dairemizin 10/02/2014 tarih ve 2012/8510 Esas 2014/2279 sayılı kararıyla hükmün Onamasına karar verilmiştir.
6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun yürürlüğe girmesi üzerine anılan kanunun 99. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 308.maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan itiraz üzerine Dosya incelenerek gereği düşünüldü.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz dilekçesinde ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden KABULÜNE,
Dairemizin 10/02/2014 tarih ve 2012/8510 Esas 2014/2279 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehin etmesi, tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkâr etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Sanığın ... Mahallesi ... Sitesi'nde 2005 yılından beri yöneticilik yaptığı, yöneticilik yaptığı sitede 2007-2008 yıllarında müşteki ... gibi diğer oturan kiracı ve ev sahiplerinden her ay ödenmek koşuluyla ayrı ayrı 120 TL, 2008-2009 yıllarında da 140 TL aidat toplamayı site yönetim kurulu olarak kararlaştırdıkları, toplanan bu aidatların daire oturanları tarafından sitenin banka hesabına yatırıldığı, aidatların usulsüz harcandığı ve 2742,08 TL açığın bilirkişi raporları ile de tespit edildiği olayda, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hükümden önce 01.03.2008 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5739 sayılı Kanunun 4. maddesi ile 5237 sayılı TCK‘nın 50. maddesinin 6. fıkrasında yer alan “yaptırımın” ibaresi “tedbirin” olarak değiştirilerek, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106. maddesinin 4 ve 9. fıkraları yeniden düzenlenmiş ve 10. fıkrası yürürlükten kaldırılmış olup, adli para cezalarının tamamının bu değişiklikten sonra 5275 sayılı Kanun'un 106. maddesinde belirtilen yönteme uygun biçimde infaz edileceği ve sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 50/6. maddesinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK' nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından (9.) numaralı bölümün tamamen çıkartılarak, yerine “TCK'nın 52/4. maddesi uyarınca ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin sanığa ihtarına” cümlesinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 14/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy