MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın memleketi olan ...'dan...'e tedavi amacıyla geldiği ve tedavisini tamamladıktan sonra ...'a dönmek için Basmane tren garına gelerek beklemeye başladığı sırada sanıklardan Yüksel’in katılanın yanına oturarak nereli olduğunu sorduğu ve birlikte sohbet etmeye başladıkları, sohbet etikleri sırada yanlarına gelen diğer sanık ...'ın katılana siyah bir cüzdan içinde kumaş üzerinde polis yazısı işlemeli bir arma göstererek kendisini polis olarak tanıttığı katılan ile yanında oturan sanık ...’e hitaben kızlara neden tecavüz ettiklerini sorduğu, katılanın inkar etmesine rağmen sanık ...’in kızlarla tanışıp yattığını söylediği, bunun üzerine sanık ...’in katılan ve diğer sanık ...’e kızlarla yüzleştirmeye götüreceğini söyleyerek katılanın bilmediği bir yere götürdüğü, birlikte bir evin önünde bekledikten sonra sanık ...’in kızların evde olmadığını söylediği, beraber yürüyerek ... Camisine geldiklerinde sanık ...’in katılandan kimliğini istediği, katılanın cüzdanını çıkarttığı, sanık ...’in katılanın cüzdanındaki paraları görüp sahte olup olmadığını kontrol ettikten sonra karakolda iade edeceğini belirttiği, daha sonra katılan ve sanık ...’e kızlara tecavüz ettikleri için camiye gidip iki rekat namaz kılmalarını söylemesi üzerine, katılanın sanıklarla birlikte cami avlusuna abdest almak için girdiği, kendisi abdest aldıktan sonra dışarı çıktığında sanıkların kaçtıklarını anladığı olayda, dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- TCK’nın 61/8 maddesi uyarınca sanık hakkında hükmolunan adli para cezası hesaplanırken, cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik artırma ve indirimlerin gün üzerinden yapılacağı belirtilmesine karşın, sanık hakkında temel ceza belirlendikten sonra TCK’nın 52. maddesine göre 100 TL adli para cezasına çevrilerek bu miktar üzerinden TCK’nın 62. maddesi uyarınca indirim yapılarak 80 TL olması gerek sonuç adli para cezasının 83 TL olarak belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayini,
2- TCK’nun 53.maddesinin 3.fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “ velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafii ile sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılık aynı Kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm fıkrasında yer alan; adli para cezasına ilişkin “100 TL” ve “83 TL” ibarelerinin çıkarılarak, hüküm fıkrasında gösterilen TCK’nın 62. maddesinin aynı kanunun 52. maddesinden önce uygulanması suretiyle adli para cezasının “5 gün”, “4 gün” ve “80 TL” olarak değiştirilmesi ve 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılıp yerine, “TCK'nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ibaresinin eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 28/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy