MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığa hükmedilen cezanın nev'i ve miktarına göre yasal koşulları bulunmadığından, sanık müdafinin duruşmalı temyiz inceleme isteminin, 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 318.maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede,
1-Katılan ... vekilinin sanık hakkında verilen hükümlere ilişkin temyiz itirazının incelenmesinde,
Katılan vekilinin yokluğunda verilip 10.02.2015 tarihinde tebliğ olunan 27.11.2014 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik, yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 18.03.2014 havale tarihli dilekçesi ile vaki temyiz talebinin, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanık müdafinin sanık hakkında verilen hükümlere ilişkin temyiz itirazının incelenmesinde,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de;“Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının,özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin,kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle,klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Somut olayda; sanık ...’in Medikal ürünlerin alım satımı ile iştigal eden bir iş yeri işlettiği, ...’nun ise aynı iş yerinde işçi olarak çalıştığı, katılanlar ..., ..., ... ve ... nin ise ilinin değişik yerlerinde bir birlerinden bağımsız olarak ticaret işi ile iştigal ettikleri, sanık ve ...’nun her bir şikayetçiden, özellikle başta cep telefonları olmak üzere kolayca paraya çevrilebilen ürünleri satın alarak karılıklarında çek verdikleri, çeklerin her biri süresinde bankaya ibraz edildiklerinde karşılıklarının bulunmaması nedeniyle şikayetçiler alacaklarını tahsil etmek amacıyla sanık ... aleyhinde icra takibinde bulundukları, ancak sanık ... her bir icra takibine imza inkarında bulunarak icra takiplerini durdurduğu, ayrıca bir kısım çekler içinde ilgili banka şubesine çeklerin elinden rızası hilafında çıktığı iddiasıyla ödemeden men talimatı verdiği, sanık ... savunmasında her hangi bir şekilde resmi veya gayrı resmi olarak yetkilendirmediği işçisi olan ...'nun çekleri kendisinden gizli olarak alıp keşide ederek tedavüle sürdüğünü iddia ettiği, ayrıca aynı nedenle ... hakkında yasal işlem yapılması için bu soruşturma davasına şikayet dilekçesi ibraz ettiği, ancak şikayetçiler beyanlarında sanık ve Çetin’in birlikte hareket ederek kendilerinden ürün aldıklarını beyan ettikleri,
... savunmasında ...'in adına düzenlenen boş çek yapraklarını kendisine bilerek verdiğini, kendisinin de bu çekleri keşide ederek şikayetçilere verdiğini beyan ettiği, çekler üzerinde Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından yapılan incelemede tüm çeklerin ön yüzünde bulunan yazı ve imzaların ...'nun eli ürünü olduğunun belirtildiği, bu itibarla; sanık ...'in resmi olarak vekil tayin etmediği ...'na adına düzenlenen boş çek yapraklarını vererek bu çekleri yetkisiz olarak keşide edip karşılığında kolayca paraya çevrilen ürünler aldıklarını, akabinde çeklerin keşidecisi olarak görülen ... imza inkarında bulunarak çeklerin ödenmesini engelleyerek hakkındaki icra takiplerinin durmasına sebep olmak suretiyle üzerine atılı bulunan suçları işlediği anlaşılmakla sanık ...'in şikayetçiler ..., ..., ...'a yönelik işlediği nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını birden çok işlemesi nedeniyle TCK’nın 158/1-f, 204/1, 43 maddeleri gereğince ayrı ayrı ve Diango Medikal Şirketine karşı işlediği nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından TCK’nın 158/1-f, 204/1 maddesi gereğince cezalandırılmasına dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Haksız menfaat miktarının şikayetçi ... için 55.000,00 TL olduğu, 5237 sayılı TCK'nın 158/1-f, son maddesi gereğince haksız menfaat miktarının iki katından az olamayacağı, adli para cezasına esas gün sayısının şikayetçi Hamdi’ye karşı işlenen suç için 5500 gün tespit edilmesi yerine 4000 gün tayin edilmesi suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 08.09.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy