Mala zarar verme suçundan sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 151/1 ve 62. maddeleri gereğince 3 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair İstanbul 36. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 05/10/2012 tarihli ve 2011/379 esas, 2012/1863 sayılı kararına yönelik sanık müdafi ve katılan vekilinin vaki temyiz istemi üzerine düzelterek onama talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24/03/2014 gün ve 2013/13616 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmiş, Dairemizin 08/04/2015 gün ve 2014/9019 Esas 2015/23246 sayılı kararıyla sanık müdafinin temyizinin süresinde olmaması nedeniyle reddine, katılan vekilinin temyiz talebinin incelenmesi üzerine ise hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun yürürlüğe girmesi üzerine anılan kanunun 99. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK.nın 308.maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan itiraz üzerine dosya incelenerek gereği düşünüldü.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz dilekçesinde ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden KABULÜNE,
Dairemizin 08/04/2015 gün ve 2014/9019 Esas 2015/23246 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Sanık müdafi ile katılan vekilinin süresinde yapılan temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Sanığın, işvereni olan katılan ile aralarında ücret konusunda anlaşmazlık olması üzerine, katılana ait park halinde bulunan aracın ön camını ve sol dikiz aynasını sopayla vurarak kırmak suretiyle mala zarar verme suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; sanık beyanı, katılan ile tanık ifadesi, görgü tespit tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre sanığın mahkumiyetine yönelik kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Her ne kadar 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesi uygulanmamış ise de, sanığın belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasının, kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezası ile cezalandırılmasının kanuni sonucu olması nedeniyle, bu hususun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre katılan vekili ile sanık müdafinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Mükerrir olan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/7. maddesi gereğince "mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına" karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, bir yıl süreli olmak üzere denetimli serbestlik tedbirine de hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ile sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hüküm fıkrasında yer alan "cezanın infazından sonra 1 yıl süre ile" ibaresinin çıkartılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 01/07/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy