MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : TCK'nın 155/1, 62, 52 ve 53 maddeleri uyarınca mahkumiyet
Güveni kötüye kullanma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, katılanlar vekili ile sanık ve müdafisi tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü.
Katılan ...'ın, ...’a karşı başlatacağı icra takibinde kendisine yardımcı olmasını istediği sanık avukatın, karşı tarafın vekili olduğunu söyleyerek onu avukat ...'a yönlendirdiği, yapılan işlemler sonucunda vekâlet ücretini ödeyemeyeceğini bu nedenle eşi katılan ... adına kayıtlı taşınmazı satacağını belirtmesi üzerine sanığın söz konusu gayrimenkulü sekreteri ve aynı zamanda baldızı olan ....'e devredilmesini sağladıktan kısa bir süre sonra taşınmazın ...’ya 63.000,00 TL karşılığında satılmasını sağlayarak elde ettiği satış bedelinden vekâlet ücreti ve masraflar karşılığı olan 29.000,00 TL’yi tanık Yılmaz’a verip, kalan 34.000,00 TL'yi uhdesinde tutarak katılanlara vermediği anlaşıldığından, eyleminin güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin 1. fıkrasının “c” bendinde yer alan haklardan, sadece kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, altsoyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c. maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesine istinaden halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususta, aynı kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, anılan maddenin verdiği yetkiye istinaden sanık hakkında kurulan hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, "5237 sayılı TCK'nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın “c” bendinde yer alan, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına" denilmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy