Nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçundan sanık ... hakında yapılan yargılama sonunda Ağır Ceza Mahkemesinin 17.02.2011 tarih, 2010/134 Esas, 2011/26 sayılı kararı ile gelen dosya Dairemizin 25.03.2015 tarih ve 2013/9869 Esas, 2015/22580 Karar sayılı ilamındaki maddi hatanın düzeltilmesi talebi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/179531 sayılı tebliğnamesi ile daireye gelmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Dairemizin 25.03.2015 tarih ve 2013/9869 Esas, 2015/22580 Karar sayılı ilamın üçüncü paragrafından sonra sehven resmi belgede sahtecilik suçu yönünden karar sonucu yazılmadığından dolayı maddi hatanın yapıldığı anlaşılmakla, 5560 Sayılı Kanunun 29. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanunun 8. maddesinin 1. fıkrası gereğince düzeltilmesi mümkün görülmüş ve karar aşağıdaki gibi düzeltilmiştir.
1- Resmi belgede sahtecilik sucu yönünden yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2- Dolandırıcılık suçu yönünden yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK'nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının,ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi,basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Katılanın sanıkla olan arkadaşlığını sona erdirip ayrılması üzerine, sanığın kendisinin alacaklı katılanın borçlu olduğu, 20.07.2006 tanzim, 20.01.2007 ödeme tarihli, 3.750 TL bedelli senedi sahte bir şekilde oluşturarak İzmir 12. İcra Müdürlüğünün 2007/93 esas sayılı dosyası üzerinden katılan hakkında icra takibinde bulunduğu, katılanın borca ve imzaya itiraz etmesi üzerine yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda senetteki yazı ve imzaların katılana ait olmadığı tespit edilerek icra takibinin iptaline karar verildiği ve bu şekilde eylemin teşebbüs aşamasında kaldığının iddia edildiği olayda, sanık ve katılan beyanları, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamına göre, eylemin nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5237 sayılı TCK'nın 61/8 maddesi hükmü gereğince, adli para cezası hesaplanırken, bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik arttırma ve indirimlerin gün üzerinden yapılması ve sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması sonucu cezanın belirlenmesi gerektiği halde gün olarak belirlenen adli para cezasının hemen paraya çevrilerek, indirimin bu miktar üzerinden yapılmış olmasındaki isabetsizlik, sonuç cezanın değişmemesi sebebiyle bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının belirlenmesi sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla “188 gün”, “3.760 TL” ve "1.880 TL" adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, "2 gün" ve “40 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 07/07/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi"