Dolandırıcılık suçundan şüpheliler ..., ..., ... ve ... haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 19/03/2014 tarihli ve 2014/17273 soruşturma, 2014/10955 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı müştekiler vekili tarafından yapılan itirazın reddine ilişkin Sulh Ceza Hakimliğinin 12/12/2014 tarihli ve 2014/1863 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 29.05.2015 gün ve 2015-10943/35207 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.06.2015 gün ve 2015/201050 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, şikâyetçilerin şüphelilerin eylemleri sebebiyle dolandırıldığı iddiası ile yürütülen soruşturma sonucu ihtilafın hukuki nitelikte olduğu, dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, Yargıtay Ceza Dairesinin 14/11/2007 tarihli ve 2007/9636-9375 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, şikâyete konu olayda, müştekilerin yatırım işlemleri yapılması için şüphelilere para gönderdikleri, bahse konu mevduatlar üzerinde yapılan hileli tasarruflar nedeniyle şüphelilerin mağduriyete neden oldukları, bu şekilde müşterileri hile ile aldatıp haksız menfaat elde edildiği iddia olunması karşında, söz konusu eylemlerin kaldıraçlı alım satım işlemleri hizmeti niteliğinde ve Sermaye Piyasası Kurulu izni kapsamında bir faaliyet olup olmadığı hususunda soruşturma işlemi yapılmadığı gibi, şüphelilerin eylemlerinin nitelendirilmesi uzmanlık gerektiğinden konusunda ehil bilirkişilerce de işlemlerin değerlendirilmesi gerekirken bunun da yapılmadığı, ortada 5271 sayılı Kanun’a uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, anılan Kanun’un 160. maddesi ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapılmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, Sulh Ceza Hâkimliğinin 12.12.2014 tarih ve 2014/1863 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine, 28.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy