MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Gerekçeli karar tebliğinin, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesine aykırı olarak, sanığın soruşturma aşamasında belirttiği bilinen en son adresine ve Tebligat kanunu hükümlerine göre yapılmamış olması nedeniyle, sanığın eski hale getirme istemi yerinde görülerek, temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilmekle yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, kamu kurumu niteliğinde bulunan Trafik Tescil Büro Amirliğinin ve Vergi Dairesinin maddi varlıkları olan motorlu araç trafik belgesini sahte olarak tanzim ederek ve ruhsat üzerinde sahte araç muayenesi yaparak veya yaptırarak yine sahte olarak düzenlenmiş motorlu araç ilişik kesme belgesini kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia ve kabul olunması karşısında; İddianamede sahtecilik suçundan da kamu davası açıldığı gözetilerek eylemin suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 158/1-d, 204/1 maddelerinde öngörülen nitelikli dolandırıcılık ve resmi evrakta sahtecilik suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi yerine, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanığın ceza miktarı itibariyle kazanılmış haklarının CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca saklı tutulmasına, 09.09.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.