MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, sahtecilik
HÜKÜM : Sanık ... hakkında; ...nun 158/1-e, 43, 168/2, 62, 52/2, 53. maddeleri uyarınca mahkumiyet ;Sanık ... hakkında; ...nun 158/1-e, 43, 168/2, 62, 52/2, 53, CMK 231. maddeleri gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına;
Sanıklar ..., ..., ..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında beraat
Dolandırıcılık suçundan sanık ...’nın mahkumiyetine, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında beraatine ilişkin hükümler ve sanık ... hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar, sanık ... müdafii ve Müştekiler ... ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekilleri tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Duruşmadan haberdar edilmeyen ... ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’nın sanıklar hakkında açılan dolandırıcılık suçundan katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunması ve 5271 sayılı CMK'nın 260/1. madde ve fıkrası uyarınca yasa yollarına başvurma hakkı bulunduğu, yasa yollarına başvurma hakkı bulunan, duruşma günü bildirilmeyen ve yokluğunda hüküm kurulan suçtan zarar gören hükmü temyiz etmekle katılma iradesini ortaya koyan ... ve Sosyal Güvenlik Kurulu Başkanlığının 5271 sayılı CMK'nın 237/2 ve 238. maddeleri uyarınca davaya katılmasına ... ve Sosyal Güvenlik Kurulu Başkanlığı vekillerinin katılan vekili olarak kabulüne karar verilerek ve hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Gerekçeli karar başlığında "2006" olarak yazılan suç tarihinin sanıkların farklı tarihlerde işe başlangıç ve bitiş tarihleri olduğu anlaşıldığından “2006-2011 yılları arası” olarak kabul edilerek mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
1)Sanık ... hakkında kurulan hükmün incelenmesinde;
5271 sayılı CMK'nın 231.maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına" ilişkin karara karşı aynı Kanun'un 231/12. maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından 5271 sayılı CMK' nın 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuran katılan vekilinin haklarını ortadan kaldırmayacağından temyiz dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için, dosyanın incelenmeksizin iade edilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
2) Sanıklar Bülent Tuncer, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında beraat hükümlerinin temyiz incelemesinde;
... Devlet Hastanesi güvenlik hizmetlerinin ihalesini Ulusal Güvelik Şirketinin aldığı ve ... Devlet Hastanesinde güvenlik hizmetleri yürütmekle görevlendirilen ve Ulusal Güvenlik Şirketinin güvenlik sorumlusu olan sanık ...’nın 2006 yılından itibaren... Devlet Hastanesinde Güvenlik İşlerinden sorumlu Proje Müdürü olarak görev yaptığı, hastaneye güvenlik personel alımı, personelin işten çıkarılması ve personelin idari işlemlerini takip ettiği, bu nedenle hastanede güvenlik görevlisi olmak üzere müracaat eden diğer sanıkların iş başvurularını aldıktan sonra, şahıslar adına bankadan hesap açılışı yapabilmek için banka formu doldurttuğu ve aynı zamanda hastaneden çıkartılmaları durumunda tazminat istememeleri için matbu istifa dilekçelerine imza attırdığı, müracaatçıya personel ihtiyacı olduğu zaman haber vereceğini söyleyerek gönderdikten sonra diğer sanıkların bilgisi ve rızası dışında bir kısım sanıkları hiç çalışmadığı halde, çalışan olarak gösterip, bir kısmını işe başlama tarihlerini erken yada işten ayrılışlarını geç yaparak hastane yönetimine bildirmesi üzerine hastane yönetiminin de işe başlamasının yapıldığı günden geçerli sigorta primini ve adı geçen personelin çalıştığı gün sayısı kadar hak edişini ... Güvenlik şirketine ödemesinden sonra paraların beraat eden sanıkların hesabına yatırıldığı, bunun üzerine sanık ...’nın diğer sanıkların hesabına yatan paranın kendisine ait olduğunu söyleyerek aldığı iddia edilen olayda; haklarında beraat kararı verilen anılan sanıkların, sanık ...’nın suça konu eylemlerine iştirak ettiklerine dair delil elde edilmediği gözetilerek sanıkların dolandırıcılık suçunu işlemeye yönelik kastlarının bulunmadığı anlaşıldığından mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılama sonunda, yüklenen suçu işlemeye yönelik kasıtları olmadığı gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılanlar ..., Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekillerinin beraat eden sanıkların da suça iştirak ettiklerine dair temyiz itirazlarının reddiyle, beraatlerine ilişkin hükümlerin ONANMASINA,
3)Sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararı ile sanık ... hakkında dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerin incelenmesinde;
a)Sanık ... hakkında;5237 sayılı TCK'nın 212. maddesinde açıklandığı üzere “sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur” ifadesi de gözetilerek sanık ...’nın eylemleri nedeniyle resmi kurum olan... Devlet Hastanesi tarafından suça konu sahte belgelere istinaden resmi belge düzenlenip düzenlenmediği araştırılıp, hastane tarafından resmi belge düzenlenmiş ise sanığın eyleminin resmi belgede sahtecilik, düzenlenmemiş ise özel belgede sahtecilik suçunun oluşacağı gözetilmeden sanığın düzenlediği evrakların dolandırıcılık suçunun hile unsurunu oluşturduğundan bahisle sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davası hakkında hüküm kurulmadığı gibi, dolandırıcılık suçundan yapılan uygulamada suçun yasal unsuru olan hileli davranışın alt sınırdan ayrılmaya gerekçe olarak kabul edilmek suretiyle hatalı gerekçe ile mahkumiyet cihetine gidilmesi, ayrıca sanığın katılan kurumun zararını karşılamak isteyip istemediği, hususunda açıkça beyanı alınmadan çalıştığı şirket tarafından zararın sanık adına giderilip giderilmediği araştırılmadan sanığın 5237 sayılı ...nın 168. maddesindeki koşulları oluşturup oluşturmadığı gerekçeli kararda tartışılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de; adli para cezasının takside bağlanmasının dayanağı olan yasa maddesi gösterilmeyerek CMK’nın 232/6. maddesine aykırı hareket edilmesi,
b)Sanık ...’ın hükümden sonra 08/01/2016 tarihinde öldüğünün UYAP sistemi aracılığıyla MERNİS'ten temin edilen nüfus kaydından anlaşılması karşısında, hakkında açılan kamu davalarının 5237 sayılı TCK'nın 64/1. maddesi uyarınca düşürülmesine karar verilip verilmeyeceğinin mahkemesince değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı olup, sanık ... müdafii ve katılanlar ...,Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekillerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 21/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy