Tebliğname No : KYB - 2015/245693
Resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından sanık K.. Ö..’ün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204/1, 204/3, 157/1, 158/1 -d, 43, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis, 3 yıl 1 ay 15 gün hapis, 2 yıl 1 ay hapis, 10 ay hapis, 6.000,00 ve 1.000,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına, sanığın anılan Kanun'un 53/1. maddesinin a, b, d ve e bentlerindeki haklardan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, c bendinde gösterilen haklardan ise koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmasına, suçta kullanılan plakanın aynı Kanun'un 54/1. maddesi gereğince müsaderesine dair İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/02/2009 tarihli ve 2006/197 esas, 2009/52 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 29.06.2015 gün ve 2014-13205/42812 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09/07/2015 gün ve 2015/245693 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre,
1-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53/2. maddesinde yer alan “Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz.” ve 3. fıkrasındaki “Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz.” şeklindeki düzenlemeler karşısında, anılan maddenin 1-c bendinde yer alan hak yoksunluğunun sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıvermeden sonra uygulanamayacağı, kendi alt soyu dışındaki kişiler bakımından vesayet ve kayyımlıkla ilgili hak yoksunluğu ile anılan maddenin 1. fıkrası a, b, d ve e bentlerinde yazılı hak yoksunluklarının ise cezanın infazının tamamlanmasına kadar devam edeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
2-Dosya kapsamıma göre sanığın sahte sürücü belgesi kullanarak katılan Satı Demir’den araç kiralamak ve yine aynı aracı sahte kimlik, sahte araç tescil belgesi ve sahte plaka ile katılan İsmail Akyüz'e satmak şeklindeki eylemleri nedeni ile ayrı ayrı iki kez resmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22/04/2014 gün, 2013/11-397 esas, 2014/202 sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarının hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği cihetle, somut olayda; sanığın Yasin Aşık adına düzenlenen sahte ehliyetle katılan Satı Demir’den kiraladığı otomobili, sahte tescil belgesi, plakaları ve Segmur Aksun adına düzenlenmiş sürücü belgesini kullanarak noter aracılığıyla katılan İsmail Akyüz’e satmak şeklinde gerçekleşen eyleminin kül halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204/1-3 ve 43. maddelerinde yer alan zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı gözetilmeden, yazılı şekilde iki ayrı resmi belgede sahtecilik suçundan ceza verilmesinde,
3-Katılan Satı Demir’e karşı gerçekleşen sahte sürücü belgesi ile araç kiralamak şeklindeki dolandırıcılık eyleminin ise, Emniyet Müdürlüğü'nün maddi varlığı olan sahte sürücü belgesinin kullanılarak gerçekleşmesi nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158/1-d maddesinde öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde basit dolandırıcılıktan ceza verilmesinde,
4-Suça konu plakanın dosyada delil olarak saklanması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde müsaderesine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Yargıtay Büyük Genel Kurulu’nun 02.02.2015 tarihinde yürürlüğe giren 19.01.2015 gün ve 2015/8 sayılı iş bölümüne ilişkin kararının ceza daireleri ortak hükümler başlıklı 2. maddesinde yer alan “Bozma veya herhangi bir nedenle daire dışına gönderdiği işlerden geri gelenlere bakarlar” hükmü dikkate alındığında;
İncelemeye konu dosyanın, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 22.01.2015 gün ve 2014-1917/5199 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 12.02.2015 tarih ve KYB.2015/46248 sayılı ihbarnamesi üzerine, Yargıtay 11. Ceza Dairesi tarafından yapılan inceleme sonucunda, 17.03.2015 tarih ve 2015/977-23920 sayılı ilamı ile eksikliği belirtilen hususlarda kanun yararına bozma yoluna gidilip gidilmeyeceğinin ihbarıyla dosyanın tevdi edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın mezkûr ihbarnamesiyle dosyanın gönderildiği anılan dairece bu kez Dairemize görevsizlik kararı verildiğinin anlaşılması karşısında;
Açıklanan nedenlerle Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 02.02.2015 tarihinde yürürlüğe giren 19.01.2015 gün ve 2015/8 kararı gereğince temyiz incelemesinin Yüksek (11.) Ceza Dairesi'nin görevi dâhilinde olması nedeniyle Dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, görevli dairenin belirlenmesi için dosyanın Yargıtay Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu’na gönderilmesine, 14.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.