MAHKEMESİ : Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
Nitelikli dolandırıcılık suçundan sanıkların beraatine ilişkin hükümler, katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Fikir ve eylem birliği içerisinde hareket eden sanıkların, katılan V.. Z..'nın yaşı ve hastalığı nedeniyle algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanarak, mülkiyeti katılan V..'ye ait olan taşınmazları, aldıkları vekaletnameye istinaden tapuda devretmek suretiyle atılı suçu işlediklerinin iddia edildiği olayda; 09.08.2010 tarihli Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 4. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen raporda; katılan V.. Z..'nın vekaletname tarihi olan 27.08.2007 tarihinde hukuki işlem ehliyetine haiz olduğuna dair oy birliğiyle verilen tıbbi raporun, sanıkların savunmalarını doğruladığı yine söz konusu vekaletnamenin düzenlendiği gün olan 27.08.2007 tarihinde ... 6. Noterliğinin talebi üzerine, ... ... 1 Nolu Sağlık Ocağı Tabibi Dr. E.. Y.. tarafından düzenlenen raporda, V.. Z..'nın akli meleke ve şuurunun yerinde olduğu, sorulan sorulara tam ve doğru cevap verdiği, şahsın bu haline göre kanunun kendisine tanıdığı tüm hakları kullanmasında mental yönünden sakınca bulunmadığının da belirtilmesi karşısında, sanıkların savunmalarının aksine mahkumiyete yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği anlaşılmakla, atılı suçtan beraatlerine dair hükümde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bozma üzerine, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılanlar vekilinin suçun sübut bulduğuna ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sonuç itibariyle beraat kararı yerinde olmakla birlikte, “yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmaması” gerekçesi ile sanıkların CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatına hükmolunması gerekirken, “yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması” gerekçesiyle CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatına hükmolunması,
Kanuna aykırı olup, hükümlerin bu nedenle 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanun'un 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hüküm fıkrasında bulunan “CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca sanıkların eylemi suç teşkil etmediğinden” ibarelerinin çıkarılarak yerine “CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeni ile” şeklinde değiştirilmesi suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 31.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy