MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, tehdit
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Katılan ...'ın daha önceden tanıdığı sanık ... ile katılanın arkadaşı olan ...'la aralarındaki alacak-borç ilişkisinden kaynaklı anlaşmazlıkta arabuluculuk yaptığı, borçlu olan ...'ın borcunu ödemeyince, sanık ...'ın katılanın kullanmış olduğu telefona 22.06.2010 tarihinde "sen cevap verme, ben evi biliyorum geleceğim" şeklinde mesaj gönderdiği, aynı tarihte sanık ...'ın katılanın ...'ı kullanmakta olduğu telefonu arayarak "her türlü bedeli ödemeye hazırım, oraya gelerek ya canınızı yada paranızı alacağım" diyerek tehdit ettiği, 26.06.2010 tarihinde katılan ... adına kayıtlı bulunan aracın 4 lastiğinin kesilerek parçalandığı, 30.06.2010 tarihinde yine sanık ...'in kullandığı telefon ile katılan ...'ı arayarak ölümle tehdit ettiği, 24.08.2010 tarihinde sanık ...'in katılan ...'a "sen bana dava açmış bunun altında kalka bileceksin" yazılı mesaj gönderdiği, katılanların sanıktan şikayetçi oldukları bu şekilde tehdit ve mala zarar verme suçunu işlediği iddia edilen olayda;
1-Sanık ... hakkında tehdit suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyizin incelenmesinde;
5271 sayılı CMK'nın 231. Maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan "hükmün açıklanmasını geri bırakılmasına" ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12.maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından,5271 sayılı CMK'nın 264.maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuran Cumhuriyet savcısının haklarını ortadan kaldırmayacağından temyiz dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için, dosyanın incelenmeksizin iade edilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
2-Sanıklar hakkında mala zarar verme suçundan verilen beraat kararına yönelik temyizin incelenmesinde;
Tüm dosya kapsamına göre, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 30.09.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy