MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Nitelikli dolandırıcılık suçundan sanığın beraatına ilişkin hüküm, o yer Cumhuriyet savcısı ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü,
Katılan ... Gıda şirketi ile irtibata geçen sanığın, İzmir ... şirketinin temsilcisi olduğunu, Türk Patent Enstitüsü’nde temsilci olmaya yetkisinin bulunduğunu, katılan şirketin istediği 6 adet ismi marka olarak tescil ettirebileceğini söyleyerek, 09/07/2010 tarihinde 6 tane sözleşme imzalayarak, toplamda 6.800 TL para aldığı, ardından marka vekili olan .... aracılığı ile iki ismin marka olarak tescilini yaptırdığı, ancak diğer dört isme ilişkin tescil işlemini yaptırmadığı, İzmir .... şirketinin temsilcisinin aslında sanığın eşi .... olduğu ve katılan ile sözleşme yapıldığı tarihte sanığın şirketi temsile yetkisinin bulunmadığı, ancak sözleşme tarihinden sonra 30/12/2010 tarihinde şirketi temsil etmek için vekalet aldığı, ayrıca Türk Patent Enstitüsü’nün yazısına göre sanık ve şirketinin marka vekilliğinin bulunmadığı, bu surette sanığın gerçeğe aykırı beyanlarda bulunarak haksız menfaat temin etmek suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği iddia olunan somut olayda,
Sanığın tüm aşamalarda “suçlamaları kabul etmediğine, kendisinin anlaşması bulunduğu marka vekili aracılığı ile katılanın talep ettiği iki adet ismi marka olarak tescil ettirdiğini, ancak diğer dört adet marka için katılan firmadan logo talep etmesine rağmen gönderilmemesi nedeni ile işlemi gerçekleştiremediğine” ilişkin istikrarlı savunması, sanık ile katılan arasında hukuken geçerli ve her iki tarafçada kabul edilen yazılı sözleşmelerin var olması, bu sözleşmelerin 32. maddesinde “marka başvurusunun marka vekili olan Avukat ... aracılığı ile yaptırılacağının” açıkça belirtildiği, zira soruşturma aşamasında yazılı beyanda bulunan Avukat ...’ın da İzmir ....şirketi ile marka vekilliği işi yaptığını kabul ederek, yapılan sözleşmeler neticesinde katılan firma adına başvurularda bulunduğunu beyan etmesi ve İzmir .... şirketinin sanığın eşine ait olması, sözleşme imzalandıktan sonra da olsa şirketi temsile ilişkin noterden sanık adına vekaletname verilmesinin zımnen de olsa yapılan işlemlere rıza gösterdiği anlamına geleceği, dolayısıyla sanığın en başından beri dolandırıcılık kastı ile hareket ettiğine dair cezalandırılmasını gerektirir bir delil elde edilemediği, ayrıca sanık ile katılan arasında hukuk mahkemelerinde çözümü mümkün, edimlerin eksik ifasında ilişkin hukuki ihtilaf mahiyetinde anlaşmazlık bulunduğu anlaşıldığından, sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat hükmünde her hangi bir isabetsizlik görülmemiş olup, hükmün denetime imkan verecek şekilde gerekçelendirilmiş olması ile ...’ın soruşturma aşamasında yazılı beyanda bulunması ve şirketi temsile ilişkin verilen vekalet karşısında tebliğnamede bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, o yer Cumhuriyet savcısının sanığın eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna, katılanlar vekilinin ise suçun sübut bulduğuna yönelik temyiz itirazının reddiyle hükmün ONANMASINA, 17/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy