MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, suç üstlenme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Sanık ... ile müşteki ... arasında önceye dayanan bir husumetten dolayı sanık ...'nin müşteki ...'ın ... plaka sayılı aracına silahla ateş etmesi olayı ile ilgili Cumhuriyet savcılığınca soruşturma yürütüldüğü ve soruşturma işlemleri sonucunda müşteki ... hakkında ruhsatsız silah taşımak, sanık ... hakkında yine ruhsatsız silah taşımak, sanık ... hakkında müşteki ...'a karşı tasarlayarak adam öldürmeye teşebbüs ve ruhsatsız silah taşımak suçundan Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, burada yapılan yargılama sonucunda , sanıklardan ... hakkında müşteki ...'ın aracına silahla ateş etmesi nedeniyle meydana gelen zarardan dolayı mala zarar verme suçundan dava açılmadığından, diğer sanık ...'nin ise müşteki ...'da ele geçirilen silahın kendisine ait olmadığı halde kendisine ait silahmış gibi kabullenmesi ve bu şekilde suç üstlenildiğinin anlaşılması nedeniyle suç duyurusunda bulunulduğu, suç duyurusu üzenine açılan dava ve buna bağlı olarak yapılan yargılamada incelemeye konu dosya kapsamından sanıklar ... ve ...'nin atılı suçları ikrar etmeleri ve olay tutanağı da gözetilerek atılı eylemlerin sübutuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık Murat'ın savunmasının alındığı 13/11/2012 tarihli oturumda zararı karşılamak istediğini belirtmesi, ancak hüküm tarihi olan 30/04/2013 tarihine kadar duruşmalara katılmadığı gibi herhangi bir ödemede de bulunmadığı ve etkin pişmanlık göstermediği anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK'nın 168/2. maddesinin sanık lehine uygulanmamasında bir isabetsizlik görülmeyerek tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK'nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki "velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun" sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmülerin 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak; bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümlerdeki fıkralardan 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümşerin tamamen çıkarılıp yerine, "5237 sayılı TCK'nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına" ifadesinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 30.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy