MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Suça sürüklenen çocuklar hakkında ayrı ayrı beraat
Dolandırıcılık suçundan, suça sürüklenen çocukların beraatine ilişkin hükümler, o yer Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü,
Suça sürüklenen çocukların, yaşı büyük olması nedeni ile dosyası tefrik edilen Yahya ile birlikte, yolda yaya olarak yürümekte olan müşteki...’in yanına gelerek sigara yakma bahanesi ile konuşmaya başladıkları, ardından da suça sürüklenen çocuk ...’nin cebinden çıkardığı altın görünümlü imitasyon bileziği müştekiye göstererek Diyarbakır’a gideceklerini, ancak paralarının olmadığını, bu bileziği yarı fiyatına satabileceklerini söyledikleri, ancak müştekinin daha önce bu tür dolandırıcılık olaylarından haberdar olması nedeni ile suça sürüklenen çocuklara inanmayarak kolluk kuvvetlerine yakalattığı, bu surette suça sürüklenen çocukların dolandırıcılık suçunu işledikleri iddia olunan somut olayda,
1) Suça sürüklenen çocuk ... hakkında verilen beraat hükmüne yönelik yapılan temyiz başvurusunun incelenmesinde,
Suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirilen hileli hareketin müştekinin denetim olanağını ortadan kaldırmamış olması nedeniyle, eylemin basit yalan düzeyinde kaldığı, aldatıcılık özelliğinden yoksun olduğu anlaşıldığından, unsurları itibariyle oluşmayan dolandırıcılık suçundan verilen beraat hükmünde her hangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, o yer Cumhuriyet Savcısının suçun sübut bulduğuna yönelik temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2) Suça sürüklenen çocuk ... hakkında verilen beraat hükmüne yönelik yapılan temyiz başvurusunun incelenmesinde,
Suça sürüklenen çocuğun, isnat ve kabul olunan eylemine uyan, 5237 sayılı TCK'nın 157/1. maddesindeki dolandırıcılık suçunun gerektirdiği ceza için, aynı kanunun 66/1-e, 66/2, 67/2-a ve 67/3 maddeleri uyarınca, olağan zamanaşımı süresinin 5 yıl 4 ay olduğu ve zamanaşımını kesen en son işleminde suça sürüklenen çocuk hakkında yapılan sorgu işleminin olduğunun tespit edildiği, bu bilgiler ışığında, sorgu tarihi olan 25/06/2012 tarihinden, inceleme tarihine kadar 5237 sayılı yasa kapsamında tespit edilen 5 yıl 4 aylık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE, 17/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy