MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Mala zarar verme
HÜKÜM: Ceza verilmesine yer olmadığına
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın yokluğunda verilen 11/06/2013 tarihli ceza verilmesine yer olmadığına dair kararın, zorunlu müdafi olarak görev yapan Av. ... yüzüne karşı açıklanmasına rağmen, adı geçen müdafi tarafından süresinde temyiz edilmediği anlaşılmışsa da; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30.06.2009 gün ve 104/183 sayılı kararında da açıklandığı üzere, kendisine zorunlu müdafi atandığından haberdar olmayan sanığa gerekçeli kararın tebliğ olunmasının gerekmesi ve sanığa yapılan usulüne uygun tebligat sonucu sanığın kararı süresinde temyiz etmesi karşısında; temyiz isteminin süresinde olduğu belirlenerek ve tebliğnamedeki süreden ret talebine iştirak edilmeksizin yapılan incelemede;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Sanığın, muhtarlık binasının camına taş atarak kırmak suretiyle mala zarar verme suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 19/11/2002 tarih ve 272-402 E.K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, 1412 sayılı CMUK'nın 223/son maddesi ile aynı mahiyette hüküm içeren ve 5271 sayılı CMK'nın 193/2. maddesine göre; mahkemeye gelmemiş sanık hakkında duruşma yapılamayacağına ilişkin temel kuralın istisnasının, dosya kapsamına göre ilk bakışta eylemin suç oluşturmayacağının anlaşılması halinde verilen beraat kararı ile sınırlı olduğu, buna göre; sanığın sorgusu yapılmadan mevcut kanıtlar tartışılarak ve delil takdirine girmek suretiyle ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesinin mümkün bulunmadığı gözetilmeden, sorgusu yapılmayan sanık hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.