Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan TCK’nın 155/2, 43/1,62, 52/2, 51, 53 maddeleri gereğince cezalandırılmasına dair ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 23/12/2010 tarih 2010/34 esas, 2010/938 sayılı karar aleyhine vaki temyiz istemi üzerine düzeltilerek onama talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 21/03/2013 tarih ve 2011/182564 sayılı tebliğnamesi ile dairemize gönderilmiş, Dairemizin 23/02/2015 tarih ve 2013/8585 Esas 2015/21262 sayılı kararıyla hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan kurulan hükmün onanmasına karar verilmiştir.
6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun yürürlüğe girmesi üzerine anılan kanunun 99. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan itiraz üzerine Dosya incelenerek gereği düşünüldü.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz dilekçesinde ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden KABULÜNE,
Dairemizin 23/02/2015 tarih ve 2013/8585 Esas 2015/21262 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehin etmesi, tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde, nitelikli hali oluşmaktadır.
Sanığın aralarında acentelik sözleşmesi bulunan katılan şirket adına sigorta sözleşmesi yapma ve prim tahsil etme yetkine sahip olduğu, sanığın çok sayıda sigorta poliçesi düzenlendiği halde bunların primlerini katılan şirkete göndermesi gerekirken göndermeyerek uhdesinde bıraktığı olayda, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 11/02/2014 tarih 2013/12-70 E. 2014/57 sayılı kararında açıklandığı üzere sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının TCK’nın 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirilmesi sırasında maddi yanılgı sonucu cezanın 1 yıl 6 ay 22 gün yerine 1 yıl 6 ay 20 gün olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılık aynı Kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm fıkrasından “ 1 yıl 6 ay 20 gün” ibaresinin çıkarılarak yerine “ 1 yıl 6 ay 22 gün” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 13/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy