MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılan ...’ın ... Organize Sanayi Bölgesinde deterjan imalatı yapmakta olan ... İnşaat Makine Petrol A.Ş’nin yönetim kurulu başkanı olduğu olay tarihinde sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek katılanın yönetim kurulu başkanı olduğu iş yerinden deterjan aldıkları ve almış oldukları deterjan karşılığında sanıkların müştekiye ... Bankasına ait 10.02.1010 keşide tarihli ... nolu sahte çeki verdikleri, çekin ödeme tarihinde katılanın bankaya ibrazında sanıkların katılana vermiş olduğu ... seri nolu çekin ... Türk Katılım Bankasının 11.02.2010 tarihli yazılarında belirtildiği şekilde sahte olduğunun anlaşıldığı, sanıkların bu şekilde üzerlerine atılı suçu işlediklerinin iddia olunması karşısında, yüklenen dolandırıcılık suçunun bankanın maddi varlıklarından olan çekin kullanılması suretiyle işlendiği anlaşılmakla, eylemin suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158/1-f maddesinde öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi yerine, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.04.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy