MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, kamuya ait eşya hakkında hırsızlık, nitelikli konut dokunulmazlığının ihlali
HÜKÜM : Mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak giren veya rıza ile girildikten sonra çıkmayan kişi konut dokunulmazlığı suçunu işlemiş olur. Konuta girmek,failin bütün vücudu ile tamamen konuta girmesi demektir. Bu nedenle,konutun eklentisi içinde olmamak kaydıyla, pencereden içeriye bakma, kapıyı dinleme camı tıkırdatma,dış kapı zilini çalma bu suçu oluşturmaz. Konuta veya eklentisine nereden girildiğinin önemi yoktur. Konuttan çıkmamak, konut sahibinin rızası ile girilen konuttan, söz, hareket ve tavırlarıyla kendisini çıkmaya davet edilmesine rağmen, çıkmamaktadır. Suçun oluşması için,sahibinin rızası olmadan girilen yada rızayla girildikten sonra istendiği halde dışarı çıkılmayan bir konut veya eklentisi olmalıdır. Konut, (mesken) bir kimsenin geçici de olsa oturmak için sığındığı her nevi yer olarak tanımlanabilir. Medeni Kanun'un 19. maddesinde tanımlanan her ikametgah TCK anlamında bir konuttur Kişinin ihtiyaçlarından bir veya bir kısmının yerine getirildiği yani yaşamsal faaliyetlerini geçirdikleri yer konuttur. Konutun bir bina olması şart değildir. Konut eklentisi (müştemilat); konuta bitişik yada onun yakınında olan, konut veya benzerî yapıların kullanılış amaçlarından herhangi birini tamamlayan diğer yapılar veya yerlerdir. Balkon, koridor, sahanlık, etrafı çitle çevrili avlu,eve ait etrafı duvarla çevrili bahçe, buna örnek gösterilebilir. Diğer bir anlatımla, girilmesi konutta oturanların huzur ve güvenliğini bozabilecek konuta bağlı veya pek yakın ek yapılar veya yerlerdir. Avlu, ahır, bahçe, taraça, samanlık, odunluk, kömürlük, balkon gibi yerler eklentidir. Konut veya eklentiyi dış dünyadan ayırıcı belirtiler,o yer sahibinin yaşama biçimi, mevcut olanakları, sosyal ve ekonomik durumu ile kültürel ve yöresel özelliklere, gelenek ve göreneklere göre farklılıklar gösterebilir. Bu husus,olaysal olarak değerlendirilmeli, tayin ve takdir edilmelidir. Suçun, cebir kullanmak suretiyle işlenmesi, ağırlaştırıcı nedendir. Cebirin konut içinde bulunan herhangi bir kişiye karşı kullanılmış olması yeterlidir. Konut için rıza beyan etmeye yetkili kişiye yapılması zorunlu değildir. Cebirin, kişilere karşı kullanılması maddenin konusudur. Eşyaya karşı kullanılan cebir hâlinde ağırlaştırıcı neden uygulanmaz. Burada söz konusu olan cebir,kasten yaralama suçunda tanımlanan ve kişide basit bir tıbbı müdahaleyle giderilebilecek olan fiziki güçtür. Bu ölçünün ötesinde bir etki meydana getirmiş ise hem bu suç oluşacak hem de kasten yaralama suçundan dolayı ayrı ayrı cezalara hükmedilecektir. Fiilin gece vakti işlenmesi, ağırlaştırıcı nedendir. Gece vakti TCK' nın 6. maddesinde tanımlanmıştır. Gece vakti güneşin batmasından bir saat sonra başlar ve doğmasından bir saat evvele kadar devam eden zaman süresidir.
Sanık ve suça sürüklenen çocukların olay gecesi saat 02:00 sıralarında ... 50. Yıl Lisesi'nin pencere demirlerini eğerek camdan içeri girdikleri, içerde bulunan kantinin kapı kilidini kırıp içerden yiyecek malzemeleri ve 131.90 TL parayı çaldıkları, dışarı çıktıktan sonra durumun polise ihbar edilmesi üzerine polisin olay yerine geldiği, polisi gören sanık ve çocukların yiyecek malzemelerden bir kısmını olay yerinden bırakıp kaçtıkları, yapılan araştırma sonucunda sanık ve çocukların aynı gece bir aracın altından saklanırken yakalandıkları, böylece sanık ve çocukların nitelikli mala zarar verme, nitelikli hırsızlık ve nitelikli işyeri dokunulmazlığını ihlal suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda,
1-Suça sürüklenen çocuk ... hakkında nitelikli hırsızlık ve nitelikli mala zarar verme suçlarından verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
Suça sürüklenen çocuk müdafiinin yüzüne karşı verilen 28/05/2010 tarihli karara karşı, suça sürüklenen çocuğun yasal süresi geçtikten sonra yaptığı 02/07/2010 tarihli temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Suça sürüklenen çocuklar ... ve ... ile sanık ... hakkında nitelikli işyeri dokunulmazlığını ihlal suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
5271 sayılı CMK'nın 231.maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına" ilişkin karara karşı aynı Kanun'un 231/12. maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından 5271 sayılı CMK'nın 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuran suça sürüklenen çocuklar ve sanığın haklarını ortadan kaldırmayacağından temyiz dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için, dosyanın incelenmeksizin iade edilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na GÖNDERİLMESİNE,
3-Suça sürüklenen çocuk ... hakkında nitelikli mala zarar verme suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30.06.2009 tarih ve 104/183 E. K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, kendisine atanan zorunlu müdafiiden haberi bulunmayan ve yokluğunda karar verilen suça sürüklenen çocuğa gerekçeli kararın usulüne uygun olarak tebliğ olunması gerektiği dikkate alınarak, kendisine müdafii atandığından haberi bulunmayan suça sürüklenen çocuk ...'in 21/07/2010 tarihli temyiz dilekçesinin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
6545 sayılı Kanun'un 65. maddesiyle, 5237 sayılı TCK'nın 152. maddesinde yapılan değişikliğin, 28/06/2014 tarih ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği dikkate alınarak ve söz konusu Kanun değişikliğine göre, 5237 sayılı Kanunun 152. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “altı” ibaresinin “dört” şeklinde değiştirildiği, buna göre, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e, 2 ve 152/1-a maddelerine göre, kamu malına zarar verme suçunda; asli zamanaşımı süresinin 5 yıl 4 ay, olağanüstü zamanaşımı süresinin ise 8 yıl olduğu, değişiklikten önce ise, suçun cezasının üst sınırının 6 yıl olması nedeniyle, suça sürüklenen çocuk açısından asli zamanaşımı süresinin 10 yıl, olağanüstü zamanaşımı süresinin ise 15 yıl olduğu, 5237 sayılı TCK'nın 7/2 ve 5252 sayılı Kanun'un 9/3. maddesine göre, 6545 sayılı Kanun'un 65. maddesiyle değişik 5237 sayılı TCK'nın 152/1-a, son maddesinin suça sürüklenen çocuğun daha lehine olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
28/11/2005 olan suç tarihinden temyiz inceleme gününe kadar 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e, 2 ve 6545 sayılı Kanun'un 65. maddesiyle değişik 152/1-a, son, maddesi ile aynı Kanun'un 66/1, 2, 4, 67/4. maddelerinde öngörülen 8 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince suça sürüklenen çocuk hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
4-Sanık ... hakkında nitelikli mala zarar verme ve nitelikli hırsızlık suçlarından, suça sürüklenen çocuk ... hakkında nitelikli hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık, suça sürüklenen çocuk, mağdur ve tanık beyanları, görgü tespit tutanağı, yakalama tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre, suçların sanık ve suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Sanık ..., gece saat 02:00 sıralarında ve suçun işlenmesinden hemen sonra olay yerinde çalınan malzemelerden bir kısmını bırakarak kaçtığı, yapılan araştırma sonucunda, suçu işleyen diğer kişilerle birlikte aracın altında saklanırken yakalandığı, suça sürüklenen çocuk ... yargılama sırasında alınan ifadesinde, suçun sanık ... tarafından işlendiğini doğruladığı, bu nedenle sanığın mahkumiyetine yeter kesin ve inandırıcı delil bulunduğu, ayrıca sanığın kamu zararını gidermediği ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 27/10/2009 tarih ve 2009/6-132 Esas ve 2009/251 karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere; 5237 sayılı Kanun'un 168. maddesinde yer alan “etkin pişmanlık” hükmünün uygulanabilmesi için, sanığın bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi gerektiği, 765 sayılı Kanun'un 523. maddesi, “iade ve tazmin esasına” dayalı bir düzenleme iken, 5237 sayılı Kanun'un 168. maddesi tazminden çok “pişmanlık” esasına dayanmakta olup, pişmanlık sonucu olan iade ve tazminin önem taşıması nedeniyle iade ve tazminin cebri icra yoluyla gerçekleştirilmesi, zararın failin rızası hilafına veya ondan habersiz olarak üçüncü kişilerce giderilmesi gibi hallerde sanığın etkin pişmanlığından söz edilemeyeceği, somut olayda, sanığın, polislerin geldiğini görünce malzemelerden bir kısmını yerinden bırakarak kaçması sonucu bu melzemelerin katılana teslim edildiği olayda, etkin pişmanlık koşullarının oluşmadığı dikkate alınarak bu yönlerden bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın ve suça sürüklenen çocuğun temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 13/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy