Tebliğname No : 6 - 2012/16213
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : İzmir 5. Çocuk Mahkemesi
TARİHİ : 01/11/2011
NUMARASI : 2010/915 (E) ve 2011/659 (K)
SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK : S.. E..
SUÇ : Mala zarar verme, hırsızlık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur.Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder.Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır.Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır.Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Suça sürüklenen çocuğun, yanında yaşı büyük tefrik edilen dosyanın sanığı olan yengesi Yazgülü ile beraber 18. tren hattı rayı üzerinde bulunan yaklaşık 30 - 40 metre mesafeli dizayn edilmiş yangın dolabı ile raylar arasında topraklama yapan bakır kabloları keserek aldıkları sırada yakalandıkları iddia edilen olayda;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 08/4/2014 tarih ve 2013/2-685 Esas, 2014/176 Karar sayılı kararında, 08/04/2014 tarih ve ...Esas, .... Karar sayılı kararında ve 14/10/2014 tarih ve ....Esas, ....Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, hırsızlık ve mala zarar verme suçları 5237 sayılı TCK'nın onuncu bölümünde "mal varlığına karşı suçlar" başlığı altında düzenlenmiş olup her iki suçun da koruduğu hukuki değer kişinin mal varlığıdır. Hırsızlık eyleminde fail zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden tamamını veya bir kısmını almak suretiyle, müştekinin mal varlığına zarar vermektedir. Mala zarar verme suçunda ise başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkıp, tahrip etmek ya da yok edip bozmak suretiyle kullanılamaz hâle getirip veya kirleterek zarar vermektedir. Her iki suç tipinde de mağdur mal varlığı itibarıyla zarar görmektedir.
Hırsızlık suçunda, suça konu mal alınıp götürülmek suretiyle mağdurun zilyetliği tamamen ortadan kaldırılmaktadır. Mala zarar verme suçunda ise malın mutlaka alınması gerekli olmayıp, çoğunlukla malın tamamı ortadan kaldırılmamakta, zarar verilerek kısmen veya tamamen kullanılmaz hale getirilmektedir. İki suçu bir birinden ayıran önemli özellik ise; hırsızlıkta fail faydalanma amacıyla eylemini gerçekleştirdiği halde, mala zarar verme suçunda mağdura zarar verme düşüncesiyle hareket etmesidir. Bu nedenle mala zarar verme suçunun konusu ile hırsızlık suçunun konusunun aynı taşınır mal olması halinde, ayrıca mala zarar verme suçundan da ceza verilmemesi gerekmektedir. Ancak hırsızlık eylemi gerçekleştirilirken suça konu mal dışında bir başka eşyaya zarar verilmiş ise, mala zarar verme suçu ayrıca gerçekleşebilecektir. Hırsızlık suçunun konusunu oluşturan eşyanın çalınması sırasında ayrıca bu eşyaya zarar verilmesinin de söz konusu olduğu hallerde, bu durum ancak, 5237 sayılı TCK'nun 61. maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesinde göz önünde bulundurulmalıdır.
Yukarıdaki hukuksal olgular çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde, sanık tarafından katılan kuruma ait bakır kabloların çalınmak istenmesi sırasında zorunlu olarak kesilmesi ve koparılması suretiyle, çalınmak istenen malın aynına da zarar verildiği anlaşılan olayda, nitelikli hırsızlık suçu dışında ayrıca nitelikli kamu malına zarar verme suçunun unsurlarının oluşmayacağı dikkate alınarak, 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi gereğince nitelikli mala zarar verme suçundan beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi, nitelikli hırsızlık suçundan hüküm kurulurken de; 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesine göre, suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, sanığın kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı ve sanığın güttüğü amaç ve saik dikkate alınarak temel cezanın, zarar miktarı ile orantılı olarak alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden alt hadden hüküm kurularak eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş,suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy