Tacir veya şirket yöneticilerinin dolandırıcılığı suçundan şüpheliler ... ve diğerleri hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 26/07/2013 tarihli ve 2013/23861 soruşturma, 2013/8533 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı müşteki vekili tarafından yapılan itirazın reddine ilişkin Ağır Ceza Mahkemesinin 30/10/2013 tarihli ve 2013/732 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 10.04.2015 gün ve 2014-8201/25850 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.04.2015 gün ve 2015/133644 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, şüphelilerin eylemleri sebebiyle şikâyetçilerin dolandırıldığı iddiası ile yürütülen soruşturma sonucu ihtilafın hukuki nitelikte olduğu, dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, Yargıtay Ceza Dairesinin 14/11/2007 tarihli ve 2007/9636-9375 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, şikâyete konu olayda, ...l ve ... şirketinin ortaklarının aynı olduğu, şüphelilerin planlı ve organize bir şekilde borçları ...l firmasına, alacakları ise ... firmasına göstermek suretiyle ...'yi alacaklılara karşı perdeledikleri, bu şekilde müşterileri hile ile aldatıp haksız menfaat elde edildiği iddia olunması karşında, şikâyet dilekçesinde bildirilen delillerin ilgili yerlerden celp edilip, şüphelilerin ifadeleri ile birlikte değerlendirilmesi gerekirken, şikâyetçilerin yaptığı şikâyet üzerine hiçbir araştırma yapılmadığı, ortada 5271 sayılı Kanun’a uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, anılan Kanun’un 160. maddesi ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden Ağır Ceza Mahkemesi’nin 30.10.2013 tarih ve 2013/732 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine, 07.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy