MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM: Sanıklar hakkında, Nitelikli dolandırıcılık suçundan TCK'nın 158/1-e, 52 ve 53. maddeleri gereğince, Resmi belgede sahtecilik suçundan TCK’nın 204/1 ve 53. maddeleri gereğince ayrı ayrı mahkumiyet
Nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen, sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin hükümler, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii ve sanık ... tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü,
Hükmolunan ceza miktarlarına nazaran sanık ...’ın duruşmalı inceleme taleplerinin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede,
Adapazarı’nda faaliyette bulunan... Danışmanlık Hizmetleri sahibi olan sanık ..., bu iş yerinde çalışan sanık ..., İstanbul’da faaliyet gösteren... Değerlendirme Merkezi firmasının sahibi olan sanık ... ve diğer sanık ...’in birlikte hareket ederek, Karayolları Trafik Yönetmeliği’nde belirtilen şartları yerine getirmeden, ders, sınav veya psikolojik muayene yapılmadan SRC belgesi vermeye başladıkları, bu kapsamda haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen temyiz kapsamı dışında bulunan diğer sanıkları her hangi bir değerlendirme ve denetime tabi tutmadan, kurs veya muayeneden geçirmeden “2005 normlarına dayalı psikoteknik değerlendirme raporlarının verildiği ve bu raporlara dayalı olarak da mesleki yeterlilik belgelerinin hazırlandığı”, bu surette sanıkların nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işledikleri iddia olunan somut olayda,
Anayasanın 141. 5271 sayılı CMK' nın 34/1 ve 230. maddeleri ile 1412 sayılı CMUK'un 308/7 maddeleri uyarınca, mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması ve Yargıtay’ın bu işlevini yerine getirmesi için gerekçe bölümünde, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, ulaşılan kanaat ve delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği, sanıklara yüklenen suç vasıflarının, dosya içerisinde bulunan hangi somut belge ve bilgiye dayalı olarak belirlendiğinin, somut olarak hangi kamu kurumun, ne kadar, hangi belge kullanılarak zarar gördüğü, kullanılan bu belgenin niteliğinin ne olduğu tam olarak tespit edilip tartışılmadan, genel ifadeler kullanmak suretiyle gerekçesiz karar verilmesi,
Kabule göre de;
1) Sanıklar Tekin, Neslihan ve Serhat hakkında TCK'nın 158/1-d maddesi gereğince kamu davası açıldığı halde, ek savunma hakkı verilmeden TCK'nın 158/1-e maddesi gereğince hüküm kurulması suretiyle CMK’nın 226/2. maddesine aykırılık oluşturulması,
2) Gerekçeli kararın yazılması esnasında iddia bölümünde özetlenen olay ve kişiler ile dosya içeriğinin birbiriyle uyumsuz olduğu, bu haliyle iddianame ve karar arasında çelişki oluşturulmak suretiyle CMK'nın 230/1-a bendine aykırı davranılmış olması,
3) Yargılama sırasında Cumhuriyet savcısı tarafından, 19/07/2013 tarihli oturumda, sanıkların TCK’nın 158/1-e maddesi gereğince cezalandırılması istemi ile mütalaa verilmesine rağmen, gerekçeli karar da Cumhuriyet savcısının mütalaası olarak TCK’nın 158/1-d maddesi yazılması suretiyle çelişkiye neden olunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii ve sanık ...’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebeplerden dolayı, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02/10/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.