MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, hakaret, görevi yaptırmamak için direnme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın yüzüne karşı tefhim olunan 21.10.2011 tarihli mahkumiyet kararının hüküm fıkrasında başvurulacak kanun yolu ile ilgili sürenin başlangıcının tebliğ olarak gösterildiği, bu nedenle kararın tebliğinden sonra sanığın yedi günlük süre içerisinde yapıldığı temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan temyiz incelenmesinde;
Sanığın alkollü şekilde bağırarak çevredeki insanları rahatsız etmeye başladığı ihbarı üzerine gelen görevli polis memuru olan şikayetçilerinin kimlik sormaları üzerine "... siz kimsiniz size kimlik vermiyorum üstümü de arayamazsınız, ananızı avradınızı sinkaf ederim, orospu çocukları diyerek hakarette bulunduğu, polislere saldırıp tekme tokat ile şikayetçi ...'a ve ...a vurduğu, araca bindirilmek istendiği sırada, polis aracına yumruk ve tekme vurup kaportasında çökme meydana getirdiği, tamponunu zedelediği iddia olunan somut olayda,
1-Sanık hakkında kamu malına zarar verme suçundan verilen mahkumiyet kararının temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanık hakkında hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçundan verilen mahkumiyet kararının temyiz incelemesinde;
Sanığın görevi yaptırmamak için direnme suçunun yasal tanımında yer alan ve hukuksal anlamda tek bir fiili oluşturan davranışları, görevini ifa eden kamu görevlilerine karşı görevlerini yaptırmamak için gerçekleştirmiş olması nedeniyle aynı nev’iden fikri içtimaın koşulları gerçekleşmiş bulunduğundan, sanık hakkında 5237 sayılı TCY’nın 43/2. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK' nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine ancak;
1-Görevi yaptırmamak için direnme suçu yönünden
5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin 1. fıkrasının “c” bendinde yer alan hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğun, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar, üstsoyu ile diğer kişiler yönünden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar sürmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Hakaret suçu yönünden,
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 11.02.2014 tarih ve 2013/12-70 esas 2014/57 karar sayılı kararında da açıklandığı üzere mahkemelerce hüküm kurulurken çeşitli hatalar yapılabildiği, örneğin zaman zaman nitelikli haller nedeniyle ceza artırılırken arttırım oranlarında, bazan da sonuçlarında hatalar yapılabildiği gibi indirim nedeninin uygulanması sırasında da hesap hatası yapılarak daha az ceza tayin edildiği, hatta nitelikli hal nedeniyle cezanın artırılması yerine indirilmesi yoluna gidildiği, ilgili kanun maddesinde suç için hapis cezası ile birlikte para cezası da öngörüldüğü halde, yalnızca hapis ya da para cezasına hükmedildiği, öngörülmüş cezanın alt sınırının da altında olacak şekilde bir ceza tayin edildiği veya belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması sırasında işlem hataları yapıldığı görülmektedir. Böyle durumlarda mahkemece yapılan hataların nedeni ve niteliği göz önünde tutularak, kanun maddesinin yanlış yorumlanmasının sözkonusu olduğu hakimin takdirine bağlı ve bilinçli uygulamalardaki hata ve aykırılıkların aleyhte değiştirme yasağı kapsamında kaldığı kabul edilmelidir. Buna karşılık, cezaların belirlenmesi sırasında iradi olmaksızın ve güdülen amacın dışında yapılan basit toplama, çıkarma, çarpma ve bölme şeklinde belirtilebilecek dört işlem hataları, herkes tarafından objektif bir biçimde farkedilebilecek nitelikte maddi hatalar olarak kabul edilerek, aleyhte değiştirme yasağı kapsamında değerlendirilmemeli, sanık aleyhine temyiz bulunmayan hallerde dahi doğru uygulama yapılmak suretiyle hüküm hakimin ifadesi doğrultusunda düzeltilebilmelidir.
Bu kapsamda sanık hakkında, hakaret suçundan belirlenen hapis cezasının, TCK'nın 62. maddeleriyle indirilmesi sırasında hesap hatası yapılarak sonuç olarak, "1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezası" yerine "1 yıl 2 ay 13 gün hapis cezası" hesabı ile eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, görevi kötüye kullanma suçundan kurulan hüküm fıkrasından 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkarılıp yerine, "53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın “c” bendinde yer alan, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına" cümlesinin eklenmesi, hakaret suçundan kurulan hüküm fıkrasından hapis cezasına ilişkin cezasına ilişkin "1 yıl 2 ay 13 gün hapis cezası" ibaresi çıkartılarak yerine, "1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezası" ibaresinin eklenmesi, suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 09.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy