MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : TCK'nın 158/1-f, 52 ve 53 maddeleri uyarınca mahkumiyet
Dolandırıcılık suçundan sanığın mahkûmiyetine dair hüküm, sanık müdafi tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü.
Sanığın, şikayetçinin yetkili olduğu şirkete giderek kendisini Foca şirketinin yetkilisi olarak tanıtmak suretiyle şirket adına yapmış olduğu anlaşma gereğince iki adet çeki keşide ederek şikayetçiye verdiği, suça konu çeklerin karşılıksız çıkması üzerine yapılan araştırmada, muhatap firmanın yerinde olmadığı ve satılan malların Çiğli’de bir depoda olduğunun belirlendiği, çeklerin incelenmesi neticesinde alınan bilirkişi raporunda, imzaların sanık ile Foça Hücranlar yetkililerine ait olmadığının tespit edildiği, böylece sanığın kendisinin imzalamadığı ve şirket yetkilisinin de imzalamadığını bildiği çekleri bu vasfını bilerek kullandığının anlaşıldığı olayda;
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Bozma sonrası yapılan yargılamada, sanık müdafinin “Lehe hükümlerin uygulanması” yönünde talebinin bulunması karşısında; 5271 sayılı CMK’nın 230. maddesi uyarınca sanık hakkında TCK’nın 51, 52/4 ve 62. maddelerinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmaması,
2-Hükmün kurulması sırasında; hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının hiçbir gerekçe gösterilmeksizin, tam gün sayısı yönünden asgari hadden uzaklaşılıp belirlenmesi suretiyle çelişkiye düşülerek fazla ceza tayin edilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 16.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy