MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
Sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan beraatına ilişkin hüküm, katılan vekili ve vekalet ücretiyle sınırlı olarak sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın,... Pazarlama ve Dış Ticaret Anonim Şirketi'nin yönetim kurulu başkan vekili olduğu, şirketin yönetim kurulu başkanı olan ve hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen ... ile birlikte müştereken atacakları imza ile şirketi temsile yetkili olduğu halde, şirketin ... ... şubesi nezdindeki hesabından 25.01.2009 keşide tarihli, ......A.Ş namına yazılı, 60.000 TL bedelli çeki, cari hesap ile ticari ilişki içinde olduğu katılan ... Paz. Ltd. Şti'ye, yönetim kurulu başkanı ...'nun imzasını taklit etmek suretiyle sahte olarak düzenleyip verdiği, çekin bankaya ibrazında karşılıksız çıktığı, sanığın bu şekilde atılı resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddia edilen olayda;
Sanığın savunmasında, sahte olduğu bildirilen imzanın çek keşide etme yetkisi verdikleri bir şirket görevlisi tarafından atılmış olabileceğini beyan ettiği ve çekteki borca bir itirazının bulunmadığı, sanığın ortağı olan ve çekte adına sahte imza atıldığı iddia edilen ...'nun, çekte bulunan imzanın vekalet ve yetki verdikleri şirket çalışanı ...tarafından bilgisi dahilinde atıldığını ifade ettiği, tanık olarak beyanları tespit edilen ...'ın, sahte olduğu iddia edilen çekteki diğer imzanın kendisine ait olduğunu, verilen yetki ile şirket ortağı ... adına çeki düzenlediğini kabul ettiği, alınan bilirkişi raporunda da sahte olduğu iddia edilen imzanın ...'a ait olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla; ayrıntısı Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 30.03.1992 gün ve 80/98 sayılı kararında da belirtildiği üzere, belgede sahtecilik suçlarında önceden verilen rıza üzerine borçlu yerine onun imzasının atılmasında zarar verme bilinç ve iradesi ile hareket edilmediğinden suç kastından söz edilemeyeceği dikkate alınarak sanık hakkında verilen beraat hükmünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sair temyiz itirazlarının reddine; ancak;
1136 sayılı Kanun'un 168. ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, beraat eden ve kendisini vekille temsil ettiren sanık lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, fakat, bu aykırılığın yeniden yargılama yapılmaksızın aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün ilgili kısmına "sanığın kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 3.000 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesine" fıkrasının eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 27/09/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy