MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : TCK 155/2, 62, 52, 51 maddeleri gereği mahkumiyet ( Her iki sanık hakkında ayrı ayrı )
Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan sanıkların mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanıklar müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanıkların ... Turizm İnşaat ve Ticaret A.Ş isimli şirketin yönetim kurulu üyeliğinde bulundukları 01/01/2007 - 31/12/2008 döneminde şirketin 31/12/2006 tarihli yıl sonu Envanter Defterinde yer alan stoklar baz alınarak yapılan incelemede, 01/01/2007 - 31/12/2008 tarihleri arasında alım satımı yapılan malların belgelere göre yapılan sayımında 330.169,24 TL bedelli mal satıldığı halde bu malların faturalarını düzenlemeyerek ve kayıtlara işlenmemek suretiyle şirket ortaklarını zarara uğrattıkları, ticaret ilişkileri yönüyle başkalarının mallarını idare etmek yetkisine sahip sanıkların kendilerinin yararına olarak tasarrufta bulundukları ve üzerlerine atılı suçu bu şekilde işledikleri iddia olunan olayda;
Dosya içerisinde soruşturma aşamasında alınan 10/11/2009 tarihli bilirkişi raporu ve aynı bilirkişi tarafından düzenlenen 03/12/2009 ve 26/01/2010 tarihli ek bilirkişi raporlarının yer aldığı, iddianameye konu eylemle ilgili hususların 03/12/2009 tarihli ek bilirkişi raporunda yer aldığı, yerel mahkeme tarafından ise kovuşturma aşamasında 09/02/2012 tarihli düzenlenen bilirkişi raporu alındığı, bu raporun "Stok Sayım Farkları" başlıklı kısmında soruşturma aşamasında alınan raporlarda iddianameye konu olan 330.169,24 TL 'lik bedelle ilgili çelişkilerin olduğu ve maddi hataların yapıldığının belirtildiği ve yapılan incelemede 2003-2008 yılları arasında görev yapan yönetim kurulu üyelerinin kişisel sorumluluğunu gerektirir bir durumun olmadığının mütalaa edildiği ve aynı raporun sonuç kısmında ise 2003 ve 2008 yılları ile ilgili şirket zararının olduğu değerlendirilen başkaca hususlarda sanıklar ve katılan ... ile ilgili bu kişilerin eylemlerinin "Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma" ve "nitelikli dolandrıcılık" suçlarına uygun düştüğü mütalaasında bulunulduğu, bu nedenle bilirkişi raporları arasında farklılıkları olduğu, Anayasa'nın 141., 5271 sayılı CMK'nın 34/1. ve 230. maddeleri uyarınca, mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması ve Yargıtay’ın bu işlevini yerine getirmesi için, iddia, savunma ve tanık beyanları ile delillere yer verilmesi, gerekçe bölümünde, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, ulaşılan kanaat ve delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği ancak yukarıda belirtilen hususlar ile ilgili yerel mahkemece sanıklar hakkında verilen mahkumiyet hükümleri ile ilgili kararın gerekçesinde “Deliller ve Değerlendirilmesi” başlığı altında hangi tarihli bilirkişi raporunun olduğu belirtilmeden içerik olarak kovuşturma aşamasında alınan 09/02/2012 tarihli raporun sonuç kısmında yer alan hususların gerekçeli kararın bu kısmına yazıldığı ve bu şahıslar hakkında suç duyurusunda bulunulduğu ancak 09/02/2012 tarihli raporda iddianameye konu olan 330.169,24 TL ile ilgili hususlar hakkında yapılan değerlendirmeye gerekçeli kararda yer verilmediği, gerekçeli kararın “Oluş ve Hukuki Değerlendirme” başlıklı kısmında ise bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre denilerek hangi tarihli bilirkişi raporu olduğu belirtilmeden soruşturma aşamasında alınan 03/12/2009 tarihli ek bilirkişi raporunda yer alan, sanıkların 330.169,24 TL bedeli kendilerinin yararına tasarrufta bulundukları değerlendirilmesinin hükme esas alındığı, mahkeme gerekçesinde yer alan “Deliller ve Değerlendirilmesi” ve “Oluş ve Hukuki Değerlendirme” başlıkları altında farklı bilirkişi raporlarında yer alan tespitlere yer verildiği ancak bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin gerekçeli kararda açıklanmadığı, hangi bilirkişi raporuna neden üstünlük sağlandığının belirtilmediği, gerekçeli kararda bu hususlar tartışılmadan, alınan bilirkişi raporlarında iddianameye konu eylemler ile ilgili sanıklar hakkındaki lehe ve aleyhe olan hususlar açıklığa kavuşturulmadan eksik inceleme ve değerlendirme ile sanıklar hakkında yazılı şekilde mahkumiyet hükmü verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy