MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : a-Resmi belgede sahtecilik suçundan, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (ayrı ayrı)
b-Nitelikli dolandırıcılık suçundan; TCK’nın 158/1-f, son, 62, 52/2, 53. maddeler gereğince mahkumiyet (ayrı ayrı)
Resmi belgede sahtecilik suçundan sanıklar hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları ile nitelikli dolandırıcılık suçundan sanıkların mahkumiyetine ilişkin hükümler sanıklar müdafiileri tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Resmi belgede sahtecilik suçundan sanıklar hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına yönelik incelemede;
5271 sayılı CMK'nın 231.maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına" ilişkin karara karşı aynı Kanun'un 231/12. maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından 5271 sayılı CMK' nın 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuran sanığın haklarını ortadan kaldırmayacağından temyiz dilekçelerinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için, dosyanın incelenmeksizin iade edilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
2-Nitelikli dolandırıcılık suçundan sanıklar hakkında verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık ...’in, katılan şirketten aldığı mal karşılığında katılana, kendisinin keşideci olduğu 44.249 TL ve 113.000 TL bedelli, lehtarının da katılan olduğu, iki adet çek verdiği, çek bedellerinin haricen sanık tarafından katılana ödenmesinden sonra, katılanın, arkasında kendisinin de cirosunun bulunduğu çekleri sanığa iade ettiği, sanığın da, çeklerdeki keşide tarihleri üzerinde tahrifat yapıp yeni keşide tarihleri yazarak, çekleri kendi şirketinin taşeron olarak işlerine bakan diğer sanık ...’e verdiği, sanık ...’in de, kendisine çek bedelleri ile ilgili olarak ödeme yapılmaması nedeniyle katılan ve sanık ... aleyhine icra takibine giriştiği, böylece sanıkların eylem ve fikir birliği içinde hareket etmek etmek suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda,
Gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından; sanık ...’ın, suça konu çekleri taşeronu olarak çalıştığı diğer sanığa ait şirketten alacağına karşılık olarak aldığını, bu çeklerin alınması sırasında, katılan şirket yetkilisi Selman’ın da orada olduğunu belirttiği, sanık ...’in de, çekteki borcun kendisine ait olduğunu, katılan şirketle anlaşamadığı için malları vermeden çekleri geri aldığını, katılan şirketle bir alacak borç ilişkisinin kalmadığını, suça konu çekteki keşide tarihlerini katılanın huzurunda değiştirip paraflayarak diğer sanığa borcu karşılığı verdiğini ve katılanın cirosunun bulunması durumunda, katılanın sorumlu olacağını düşünmediğini belirttiği dikkate alınarak, katılan şirket yetkilisi “...” isimli kişinin duruşmaya çağrılarak dinlenilmesi, çeklerin sanık ...’a verilmesi sırasında sanıkların yanında olup olmadığını, çeklerin bu şekilde verilmesine rıza gösterip göstermediğinin sorulması, sanık ...’ın, diğer sanıktan çeklerin verilmesini gerektirir nasıl bir alacağı olduğunun sorularak ilgili kayıtların araştırılması, sanıklar arasındaki alacak ve borç ilişkisini ispatlayacak bilgi ve belgelerin tespit edilmesi, bulunması halinde incelenerek dosyaya konulması, sanık ..., suça konu çek bedelinin ödenmesi ile ilgili olarak katılan şirketin Avukatı “...” ile bizzat görüştüğünü, borç konusunda 180.000 TL üzerinden mutabık kaldıklarını, ilgili avukatın öncelikle ibraname istediğini, bu nedenle ibranameyi icra dosyasına sunduklarını, buna rağmen kendilerine ödeme yapılmaması nedeniyle icraya devam ettiklerini belirttikleri, katılan vekili dilekçesinde ise, sanık ...’a 180.000 TL ödendiğini, bu nedenle ibraname verildiğini söylediği dikkate alınarak, sanık ...’ın ifadesinde adı geçen avukatın tanık olarak dinlenilmesi, ibranamenin kendilerinin isteği üzerine hazırlanıp hazırlanmadığı, sanık ... ile borç konusunda belirtildiği şekilde bir görüşme yapılıp yapılmadığının sorulması, katılanın belirttiği paranın ne şekilde sanık ...’ın hesabına geçirildiğinin sorulması, ödemeye dair belgelerin istenerek dosyaya konulması; ayrıca, sanık ..., katılanın kimseye borcu olmadığını ve asıl borçlunun kendisi olduğunu söylerken sanık ... ise, katılan ve vekili ile borcun ödenmesi konusunda mutabık kaldıklarını belirttiği, ayrıca sanık ..., katılanın kendilerine borcunun bulunmadığını söylemesine rağmen, katılanın, sanık ...’a hayatın olağan akışına aykırı olarak 180.000 TL ödediğini ifade ettiği dikkate alınarak, adı geçen tarafların yeniden dinlenerek beyanları arasındaki çelişkilerin giderilmesi, ilgili icra dosyasının tamamının getirtilerek, sanık ...’ın, sanık ... hakkında icra, haciz ve diğer işlemlerden hangisini yaptığı, sadece katılana yönelip yönelmediği hususlarının araştırılması, ilgili kayıtların dosyaya konulması, sanık ...’in, borcu kabul etmesine ve bu borcu sanık ...’a ödeyeceğini belirtmesine rağmen, sanık ...’ın ısrarla neden katılana yönelik takibi yürüttüğü hususlarının sorularak araştırılması, taraflar arasında devam eden hukuk davaları bulunuyor ise, ilgili dava dosyalarının getirtilerek incelenmesi, onaylı suretlerinin dosyaya konulması, sanıklar ve katılan arasındaki hukuksal ilişkiye dair bütün kayıt ve belgelerin dosyaya konulması, bu kapsamda; sanıkların eylem ve fikir birliği içinde hareket edip etmedikleri, sanıklar arasında gerçek bir alacak ve borç ilişkisi bulunup bulunmadığı, suça konu çeklerde tahrifat yapılırken, katılan şirket yetkilisinin orada bulunup bulunmadığı, yapılan bu işleme baştan muvafakatlerinin olup olmadığı, sanıkların suç işleme kastıyla hareket edip etmedikleri, sanık ...’ın, sanık ... ve katılan arasındaki hukuksal ilişkiyi bilip bilmediği hususlarının karar yerinde tartışılması, sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
1-Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 28/02/2012 gün ve 2011/1-692 Esas, 2012/60 karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere; 5237 sayılı TCK'nın “suça teşebbüs” başlıklı 35. maddesinde; “Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur” hükmü yer almaktadır. Buna göre suça kalkışma, işlenmesi kastolunan bir suçun icrasına elverişli araçlarla başlanmasından sonra, elde olmayan nedenlerle suçun tamamlanamamasıdır. Somut olayda, sanık ...’ın, katılanın ibranameye rağmen kendisine ödeme yapmadığını ve katılanın itirazı üzerine takibin iptal edildiğini belirttiği, katılanın da, sanık ...’a 180.000 TL ödediğini ifade ettiği dikkate alınarak, katılanın ödeme yapıp yapmadığının kesin olarak tespit edilerek, ödeme yapmış olması halinde tamamlanmış nitelikli dolandırıcılık suçundan; ödeme yapmamış olması halinde ise, icra hareketlerinin engel bir nedenden dolayı tamamlanmadığı dikkate alınarak, nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçundan hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-5237 sayılı TCK'nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f) (i) ve (k), (l) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği ve buna göre, haksız menfaat miktarının 157.249 TL, haksız menfaatin iki katının 314.498 TL olduğu dikkate alınarak temel cezanın bu miktardan az olmayacak şekilde belirlenip sanığın 31449 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 62. maddesi gereğince cezasından 1/6 indirim yapılarak sanıkların 26207 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun'un 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL den hesap edilmek suretiyle netice olarak 524.140 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, önce temel cezanın uygulama maddesine göre eksik olarak belirlenmesi, daha sonra, verilecek cezanın haksız menfaatin iki katından az olamayacağı gerekçesiyle, adli para cezasının doğrudan haksız menfaatin iki katı olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayin edilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca, hükümlerin BOZULMASINA, aynı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı bakımından kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 23/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.