MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM: Sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçu açısından;beraat
Sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçu açısından TCK'nın 204/1, 211,62, 53,51 maddeleri uyarınca mahkumiyet
Nitelikli dolandırıcılık suçundan sanıkların beraatine ve resmi belgede sahtecilik suçundan sanıkların mahkumiyetine ilişkin hükümler katılan vekili ve vasisi ayrıca müşteki vekili tarafından, yine sanıkların resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetine ilişkin hükümler ise sanıklar müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık ...'ın kızı olan diğer sanık ...'nın katılan ... ile evli olduğu ve katılanın sağlık raporuna göre olay tarihinde mümeyyiz olmadığı halde miras yolu ile intikal etmiş olan taşınmazını sanıkların iştirak halinde temin ettikleri sahte imzalı vekaletname ile bir başkasına sattıkları ve ele geçirilen para ile sanık ...'nın üzerine bir başka ev satın aldıkları, katılanın bu şekilde zarara uğratıldığı iddia edilen olayda ;
1)Müşteki ... vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen ve mahkemecede katılma talebi reddedilen şikayetçi vekilinin sanık hakkında verilen hükmü temyize hakkı bulunmadığı anlaşılmakla, vaki temyiz isteminin, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2)Katılan vekilinin ve vasisinin sanıklar hakkındaki her iki suçtan beraat ve mahkumiyet hükümlerine dair, sanıklar müdafiinin ise sanıklar hakkındaki resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet hükümlerine dair temyiz taleplerinin incelenmesinde;
a)Nitelikli dolandırıcılık suçu açısından;
TMK'nın 220/2 maddesi uyarınca; katılanın miras yolu ile intikal eden taşınmazının evlilik birliği süresince edinilmiş mallardan olmadığı ve bu sebeple ,edinilmiş mallara katılma rejimi kapsamında yarı yarıya hak sağlamadığı halde ,sanıklar tarafından sahte imzalı vekaletname ile satılıp sanık ...'nın üzerine evin geçmesiyle bu rejime tabi mal haline geldiği, bu durumun ise tek başına tasarruf yetkisine sahip olan katılanın aleyhine, sanığın ise yararına olduğu gözetildiğinde atılı suçun sabit olduğu anlaşılmakla birlikte TCK'nın 167/1-a-b bentleri uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde isabetsiz gerekçelerle beraat kararı verilmesi,
b)Resmi belgede sahtecilik suçu açısından;
aa)Atılı suçun sanıklar tarafından işlendiği delillerle sabit olmakla birlikte mahal mahkemesi; sanıkların mahkeme kanalı ile kısıtlama kararı aldırıp vasi atanmasını sağlayarak bu satışı gerçekleştirebilecekleri halde bu işlemlerin uzun sürmesi nedeniyle sahte vekaletname ile satışı gerçekleştirmelerini TCK'nın 211. maddesindeki ''gerçek bir durumun belgelenmesi amacıyla sahtecilik '' kapsamında değerlendirmiş ise de, vasi atanmış olsa bile vasinin kısıtlı adına yapacağı tasarrufları, kısıtlının menfaatlerine göre karar vererek yapma yükümlülüğü dikkate alındığında TCK 211. maddedeki şartlar oluşmadığı gözetilmeden eksik ceza tayini,
bb)Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03.02.2009 tarih ve 2008/250-13 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 5271 sayılı CMK’nın 231/6-c madde ve bendinde işaret olunan zarar kavramının, kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenebilir, ölçülebilir maddi zararlara ilişkin olduğu, manevi zararların bu kapsama dâhil edilmemesi gerektiği, zarar koşulunun ancak zarar suçlarında dikkate alınması gereken bir unsur olduğu; somut olayda, resmi belgede sahtecilik suçunun işlenmesi ile oluşmuş somut bir zarardan söz edilemeyeceği gözetilmeden ve suç tarihi itibariyle adli sicil kaydı bulunmayan sanıklar hakkında hükmolunan hapis cezasının ertelenmesine karar verildiği halde, “taşınmaz satışından elde edilen paranın katılana iade edilmediğinden ” şeklindeki yetersiz gerekçeyle sanıklar hakkında CMK’nın 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin,katılan vasisinin ve sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10/10/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.