Dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından şüpheliler... ve diğerleri hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 02/08/2016 tarihli ve 2014/18693 soruşturma, 2016/5989 esas, 2016/950 sayılı iddianamenin iadesine dair Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 04/08/2016 tarihli ve 2016/227 iddianame değerlendirme sayılı kararına yönelik itirazın kabulü ile iddianamenin iadesi kararının kaldırılmasına ilişkin Şanlıurfa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/08/2016 tarihli ve 2016/695 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 28.02.2017 gün ve 94660652-105-63-12852-2016 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09/03/2017 gün ve 2017/15215 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, şüphelilerin sahte evrak düzenlemek suretiyle usulsüz muayene yaptıkları ilgili kişilerin beyanlarının belirlenmeden ve suça ilişkin sahteliği ileri sürülen söz konusu belgelerin adli emanete alınmadan kamu davası açılması üzerine, Mahkemesince verilen iade kararına karşı yapılan itiraz üzerine mercii tarafından iddianamenin iadesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş edilmiş ise de, benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 02/02/2012 tarihli ve 2011/27923 esas, 2012/2008 sayılı ilamında, “ ...Yeni Türk Ceza Adalet Sistemi’nde benimsenen, "Kişilerin Lekelenmeme Hakkı" ile "Eksiksiz soruşturma ve Tek Celsede Duruşma" prensipleri uyarınca, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcılarının mâkul sürede bütün delilleri toplamaları, sadece mahkûmiyetle sonuçlanacağını değerlendirdikleri hususları dava konusu yapmaları, beraatle sonuçlanacağını değerlendirdikleri eylemleri dava konusu yapmamaları, yâni bir nev'i filtre görevi yapmaları gerekir. Bu prensiplerin hayata geçirilebilmesi için mevzuatımızda ilk defa, 5271 sayılı CMK.'nun 160/2. maddesi hükmü ile; soruşturma evresinde Cumhuriyet savcılarına şüphelinin lehine olan delilleri (de) toplama ve şüphelinin haklarını koruma yükümlülüğü getirilmiş, ayrıca; 170 ve 174. madde hükümleri ile de, iddianamenin iadesi kurumuna yer verilmiştir. Soruşturma evresi uzun sürebilir. Ancak, kovuşturma evresinin yeni bir delil toplanmasına gerek kalmadan ve bir iki celsede yargılamanın bitirilmesi hedeflenmiştir. 5271 sayılı CMK'nun 174. maddesinin 1. fıkrasının b) bendi hükmüne göre de "Suçun sübutuna etki edeceği muhakkak olan bir delil toplanmadan" hazırlanan iddianamenin iade edilmesi gerekir...” şeklinde belirtildiği üzere, Cumhuriyet Savcısının yalnızca şüpheli aleyhine değil lehine olan delilleri de toplaması gerektiği, somut olayımızda suçun sübutuna mutlak etkili olan tanık beyanlarının tespit edilerek, suça konu sahte muayene kayıtlarına ilişkin belgelerin de dosyasına eklenmek suretiyle birlikte değerlendirilerek, sonucuna göre kamu davası açılması gerektiği, belirtilen eksikliğin 5271 sayılı Kanun'un 174/1-b maddesi gereğince iddianamenin iadesi nedeni olduğu gözetilmeksizin itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
5271 sayılı CMK'nın 170/3 ve 174/1. maddelerinde iddianamede nelerin gösterileceği ve hangi hallerde iadesine karar verileceği, 170/2. maddesinde ise, soruşturma evresi sonucunda toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturması halinde Cumhuriyet savcısı tarafından iddianame düzenleneceğinin hükme bağlandığı, akabinde kanıtları değerlendirip, yorumlayarak suç niteliğinin belirlenmesinin mahkemenin görevi dahilinde bulunduğu anlaşılmakla; SGK müfettişi tarafından, örnekleme usulüyle seçilen 116 hastanın beyanlarına başvurulması neticesinde 42’sine hizmet verilmeden düzenlenen faturalar nedeniyle kurumun zarara uğratıldığına dair düzenlenen raporun yanı sıra mali müşavir tarafından her bir şüphelinin neden olduğu zarar miktarının tespiti ile diğer delillerin birlikte takdir edilip değerlendirilmesi sonucunda şüphelilerin üzerlerine atılı suçları işlediklerine dair yeterli şüphe bulunduğu gerekçesiyle dava açılmış olması ve iade sebepleri arasında gösterilen delillerin yargılama sırasında da tamamlanmasının mümkün bulunması nedenleriyle iddianamenin iadesi kararının kaldırılmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, Şanlıurfa 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 16.08.2016 tarih ve 2016/695 değişik iş sayılı kararına yönelik yapılan kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 10.07.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy