MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni kötüye kullanma, görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Güveni kötüye kullanma suçundan; Beraat,
Görevi Kötüye kullanma suçundan; TCK'nın 257/2,53,51/1-3 maddeleri gereğince mahkumiyet.
Güveni kötüye kullanma suçundan sanığın beraatine, görevi kötüye kullanma suçundan ise mahkumiyetine ilişkin hükümler, katılan ve vekili ile sanık tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-Sanık hakkında güveni kötüye kullanma suçundan verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Katılan tarafından ...Noterliğinin 16/12/2008 tarihli ve 094856 yevmiye nolu vekaleti ile vekil olarak görevlendirilen sanığın, katılana borçlu olan ... isimli kişiden tahsil ettiği net 4382 TL'yi katılana vermeyerek uhdesinde tuttuğunun iddia edildiği olayda; sanık tarafından dosyaya sunulan ibranamedeki imzanın katılanın eli ürünü olup olmadığının tespit edilememesi nedeniyle sanığın mahkumiyetine yeter nitelikte delil olmadığının mahkemece kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılama sonunda, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin, bir nedene dayanmayan temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Katılanın borçlu...'tan 20.000 TL olan alacağını tahsil için görevlendirilen avukat sanığın, borçlu hakkında bir kısım icra işlemleri yapıp 4825 TL'yi tahsil ettikten sonra, borçlu hakkında başkaca bir işlem yapmayarak icra dosyasını yaklaşık 6 ay süre ile işlemsiz bırakarak katılanın mağduriyetine neden olduğunun iddia edildiği olayda; mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın atılı suçu işlemediğine ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a)Suç tarihinden sonra 08/10/2010 tarih ve 6086 sayılı Kanun ile TCK'nın 257/2 maddesinde düzenlenen ceza miktarlarının değiştirilmiş olması karşısında mahkemece lehe-aleyhe kanun karşılaştırılması yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiğinin gözetilmemesi,
b)Sanık hakkında hükmedilen kısa süreli hapis cezası ertelenmesine rağmen hakkında TCK'nın 53 maddesi gereğince hak yoksunluklarına hükmedilmesi suretiyle TCK'nın 53/4 maddesine aykırı davranılması,
c)Katılanın talebi üzerine kendisine Baro tarafından tayin edilen avukat için ödenen miktarın yargılama gideri olarak sanıktan tahsili ile hazineye irat kaydı gerekirken, Avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince belirlenen miktarın sanıktan alınarak katılana verilmesine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılanın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca, hükmün BOZULMASINA, 10/07/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.