Özel belgede sahtecilik, dolandırıcılık ve hileli iflas suçlarından şüpheliler ..., ... ve ... haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 08/02/2016 tarihli ve 2014/90620 soruşturma, 2016/10529 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin İstanbul 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 09/12/2016 tarihli ve 2016/3130 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 21/04/2017 gün ve 94660652-105-34-1923-2017 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11/05/2017 gün ve 2017/27922 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu,
Dosya kapsamına göre, tanık olarak gösterilen ... dinlenilmeden, özellikle yapılan tahsilatların usulsüz yönlendirildiği, yönetim kurulu karar defterinde tahrifat yapıldığı, şüpheli ...'un şirket hesaplarındaki paraları kendi şahsi hesabına aktardığı iddialarına ilişkin ...A.Ş., ... Ltd. Şti., ... Ltd. Şti., ... Ltd. Şti ve...Ltd. Şti'nin kayıtları celp edilerek hesapları incelenmeden, adı geçen şirketlere ait defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmadan, müşteki ve şüphelilerin ifadelerinin alınması haricinde hiçbir soruşturma işlemi yapılmadan, salt şüphe ve soyut iddiaya dayalı tahminlere istinaden soruşturma yapılamaması nedeniyle delil yetersizliğinden kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verilmiş ise de, delil toplama Cumhuriyet savcısının görevi olup, toplanan deliller suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa kamu davası açılması gerekeceğinden, eksik soruşturmaya dayalı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi nedeniyle, ortada 5271 sayılı Kanun’a uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, anılan Kanun’un 160. maddesi ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapılmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Şüphelilerin şirketteki yetkilerinin tespiti bakımından, şirket kuruluş ve işleyişine ilişkin belgelerin getirtilmesi ile tahsilatların usulsüz kullanıldığı ve yönetim kurulu karar defterinde tahrifat yapıldığı iddialarına ilişkin olarak ... ve ...şirketlerine ait tüm ticari kayıtlar ile defterler getirtilip bilirkişi incelemesi yaptırılmadan ve yönetim kurulu defterinde tahrifat yapılıp yapılmadığının uzman bilirkişi tarafından tespiti yoluna gidilmeden, yine tanık olarak gösterilen ... dinlenilmeden ve oluşacak yeni duruma bağlı olarak delil tespitine gidilmeden eksik soruşturmayla kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet bulunmadığından, kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 09.12.2016 tarih ve 2016/3130 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca müteakip işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, 23.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.