Dolandırıcılık suçundan sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157/1,52 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 80,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına dair Sultanbeyli (kapatılan) 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/01/2012 tarihli ve 2011/683 esas, 2012/71 sayılı kararının, Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 11/04/2016 tarihli ve 2013/28695 esas, 2016/3276 karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmesini müteakip, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 34. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinde yapılan değişiklik ile dolandırıcılık suçunun uzlaşma kapsamına alındığından bahisle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi talebinin reddine ilişkin İstanbul Anadolu 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/12/2016 tarihli ve 2011/683 esas, 2012/71 sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine dair mercii İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/12/2016 tarihli ve 2016/1426 değişik sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 13/06/2017 tarih ve 94660652-105-34-1159-2017-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29/06/2017 tarih ve 2017/39244 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30/10/2007 tarihli ve 2007/4-200 esas, 2007/219 sayılı ilâmında belirtildiği üzere, uzlaştırma kurumu her ne kadar 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 253 ve 254. maddelerinde hüküm altına alınarak usul hukuku kurumu olarak düzenlenmiş ise de, fail ile devlet arasındaki ceza ilişkisini sona erdirmesi bakımından maddi hukuka da ilişkin bulunması nedeniyle yürürlüğünden önceki olaylara da uygulanabileceği, bu uygulamanın sadece görülmekte olan davalar bakımından geçerli olmayacağı, 5237 sayılı Kanun'un 7/2. maddesindeki "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." şeklindeki hüküm uyarınca kesinleşmiş kararlar bakımından da uzlaştırma hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmakla, daha önce uzlaştırma işlemine tabi olmayan sanığın işlediği dolandırıcılık suçu bakımından uzlaştırma işlemi yapılarak, sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesindeisabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
5271 sayılı CMK’nın 253 ve 254. maddelerinde düzenlenen uzlaşma, sadece sanığa değil aynı zamanda ve öncelikle, mağdurun zedelenen hukukunun düzeltilmesine hizmet amacı gütmesi ve biçimi itibariyle bir ceza yargılaması müessesesi olsa da, fail ile devlet ilişkisini sona erdirmesi bakımından maddi ceza hukukunu da ilgilendirmesi nedeniyle kesinleşmiş kararlar yönünden de uzlaştırma hükümlerinin uygulanması gerektiğinin anlaşılması karşısında; itirazın bu nedenlerle kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet bulunmadığından, kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görülmekle, İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.12.2016 tarih ve 2016/1426 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca müteakip işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, hükümlü, bu suçtan cezaevine alınmışsa, İNFAZIN DURDURULMASINA, başka suçtan tutuklu veya hükümlü değilse bu suçtan derhal tahliyesi için ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına, 02.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.