Dolandırıcılık suçundan şüpheliler ... ve ... haklarında yapılan soruşturma evresi sonunda Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 27/07/2016 tarihli ve 2015/27980 soruşturma, 2016/34546 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Bakırköy 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 11/10/2016 tarihli ve 2016/3502 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 16/06/2017 gün ve 94660652-105-34-1251-2017 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04/07/2017 gün ve 2017/41131 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca, müşteki ile şüpheliler arasında hukuki ihtilaf bulunduğu ve dolandırıcılık suçunun yasal unsurları oluşmadığı gerekçesi ile 27/07/2016 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verilmiş ise de, müştekiler vekilinin 27/02/2015 tarihli şikayet dilekçesi ile şüphelilerden ...'un, müştekilerin mahalleden arkadaşı olduğu, ...'ın amcası olan ...'un icradaki alım satım işlerinden çok para kazandığını belirterek müştekilerle iletişime geçmesini sağladığı, 7 ayrı müşteki ile iletişime geçen diğer şüpheli ...'un müştekilere icradan aldığı gayrimenkulleri anlaşmalı bankalar vasıtası ile sattığını, bu işten kar elde ettiğini, müştekilerin de parasını bu şekilde değerlendirebileceğini belirterek müştekilerin 10.000,00 Türk lirası ile 40.000,00 Türk lirası arasında değişen miktarlarda paralarını aldığı, bu şekilde toplamda 167.926,00 Türk lirası ödeme yapıldığı, ancak bir daha şüphelilere ulaşılamadığı hususlarının iddia edilmesi, bunu ispat için banka dekontlarının ve telefondan yapılan mesajlaşmalara ilişkin içeriklerin delil olarak ibraz edilmesi, müştekilerin kollukta verdikleri birbiri ile örtüşen beyanları, dosya arasında yer alan mesaj içerikleri ve dekontlar ile şüpheliler hakkında yapılan kolluk araştırmaları neticesinde şüphelilerin adreslerinin tespit edilememesi ve şüphelilere ulaşılamaması nedeni ile beyanlarının alınamaması kül halinde değerlendirildiğinde, dosya içerisinde yer alan bilgi, beyan ve deliller itibari ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157 ve 158. maddelerinde düzenlenen dolandırıcılık suçu yönünden delillerin kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu ve bu delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeksizin, itirazın bu yönden kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görülmekle, Bakırköy 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 11.10.2016 tarih ve 2016/3502 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca müteakip işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, 06.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.