Dolandırıcılık suçundan sanıklar ... ve ... haklarında yapılan yargılama sırasında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 3, 4 ve 5. maddesi gereğince mahkemenin görevsizliğine, dosyanın yetkili ve görevli bulunan İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine dair İstanbul 44. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/02/2017 tarihli ve 2013/256 esas, 2017/143 sayılı kararına karşı yapılan itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına ilişkin mercii İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 06/04/2017 tarihli ve 2017/221 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 03/07/2007 gün ve 94660652-105-34-5390-2017-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10/07/2017 gün ve 2017/42249 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, sanık ...'nın, diğer sanık ...'a ait olan telefon ile müştekiyi arayarak Ankara Mamak emniyetinden aradığını, hesabına dolandırıcıların girdiğini, herhangi bir bankaya giderek hesabına para yatırması gerektiğini söylemesi üzerine müştekinin durumdan korkarak 23.000 Türk Lirasını Türkiye Finans Bank ... şubesi aracılığı ile sanığın hesabına yatırdığı olayda, sanıkların eyleminin suç tarihi itibariyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 157/1. maddesinde tanımlanan dolandırıcılık suçuna uyma ihtimali bulunduğu ve bu durum sanıklar lehine olmakla birlikte, suç tarihinden sonra 5237 sayılı Kanun'un 158. maddesine 6763 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile eklenen 158/1-1. maddesinde yer alan "Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle..." şeklinde tanımlanan nitelikli dolandırıcılık suçunun da sanıkların eylemine uyma ihtimali bulunması ve bu suça ilişkin delilleri değerlendirme ve yargılama yapma takdir ve görevinin ise Ağır Ceza Mahkemesine ait olması karşısında, sanıklar hakkında üzerlerine atılı suçtan dolayı yargılama yaparak lehte aleyhte kanun değerlendirilmesi yapıldıktan sonra sonucuna göre karar verme görevinin Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilmeden, itirazın reddi yerine kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kesin olarak verilen, 06.04.2017 tarih ve 2017/221 değişik iş sayılı kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca BOZULMASINA, sonraki işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, 20.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy