Kamu malına zarar verme suçundan sanık ...'nin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 152/1-a, 32/2 ve 62/1. maddeleri gereğince 8 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 32/2. maddesinin son cümlesi uyarınca mahkum olunan ceza süresi aynı olmak koşuluyla tamamını koruma ve tedavi amaçlı olarak akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak hükmedilmesine, anılan Kanun'un 53/2. maddesi uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı Kanun'un 53/1-b maddesinde geçen seçme ve seçilme ehliyetleri hariç olmak üzere öngörülen hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına dair İzmir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/11/2016 tarihli ve 2016/239 esas, 2016/755 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 10/07/2017 gün ve 94660652-105-35-4970-2017-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18/07/2017 gün ve 2017/43548 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre;
1- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 150. maddesinin 2. fıkrasındaki “Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 32/2. maddesi kapsamında kısmi akıl hastalığı bulunan sanığa zorunlu müdafii tayininin gerektiği gözetilmeden, savunma hakkının kısıtlanması suretiyle yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilmesinde,
2- Sanığın 08/04/2013 tarihinde işlediği başka suçtan dolayı İzmir 16. Sulh Ceza Mahkemesinin 2013/449 esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılamasında 5237 sayılı Kanun’un 32/1. maddesi kapsamında olduğunun belirlenmesi nedeniyle, sanık hakkında anılan Kanun'un 32/1. maddesi uyarınca akıl hastalığı nedeniyle ceza tayinine yer olmadığına dair karar verilmesine rağmen, yargılama konusu suçtan dolayı alınan raporunda ise, 5237 sayılı Kanun’un 32/2. maddesi kapsamında olduğunun bildirilmesi karşısında, hükümlünün cezai ehliyetine sahip olup olmadığının kesin olarak saptanması için Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulundan rapor alınarak karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde,
3- Sanık hakkındaki mahkum olunan hapis cezasının kısmen veya tamemen akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak uygulanmasına ilişkin kararın esasen infaz sürecinde alınması gereken kararlardan olduğu, tedavinin şekli, şartları ve süresinin tıbben gerekli görülen ölçüde belirlenmesinde zorunluluk bulunduğu, bu hususun hekim kararı dışında kanun veya mahkeme tarafından belirlenmesine hukuken veya fiilen imkan bulunmadığı, ancak düzenlenen kurul raporu üzerine, hapis cezasının kısmen veya tamemen akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak infaz edilmesine karar verilebileceği, karara dayanak alınan... Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 04/11/2016 tarih ve 6179 sayılı sağlık kurulu raporunun ise, bu yönde bir tıbbi tespit ve kanaat içermediği görülmeksizin, yazılı biçimde, hapis cezasının tamamen akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak uygulanmasına karar verilmesinde,
4- Hapis cezası 5237 sayılı Kanun'un 32/2 ve 57/6. maddeleri uyarınca akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirine dönüştürülen sanığın, anılan Kanun'un 53/1. maddesinde yazılı haklarından yoksun bırakılmasına karar verilemeyeceğinin gözetilmemesinde,isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozma talebinin mala zarar verme suçuna ilişkin olması ve 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun ile değişik 14. maddesi uyarınca, 27/01/2017 gün ve 29961 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak 01/02/2017 tarihinde yürürlüğe giren Yargıtay Büyük Genel Kurulu'nun işbölümüne ilişkin 20/01/2017 tarih ve 2017/1 sayılı kararı ile Yargıtay Ceza Daireleri iş bölümü ortak hükümlerinin 4. maddesi gereğince, kanun yararına bozma istemini inceleme görevinin Yargıtay'ın 8. Ceza Dairesi'ne ait olduğu anlaşıldığından, Dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın ilgili daireye TEVDİİNE, 28/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.