MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, 5490 sayılı Kanun'a muhalefet,
yalan tanıklık
HÜKÜM : 1- Sanıklar ... ve ... hakkında nitelikli dolandırıcılık ve 5490 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından beraat
2- Sanık ... hakkında yalan tanıklık suçundan beraat
Sanıklar ... ve ...'in 5490 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan beraatlarına ilişkin hükümler o yer Cumhuriyet savcısı ve katılan vekili tarafından; nitelikli dolandırıcılık suçundan beraatlarına ilişkin hükümler ile sanık ...'in yalan tanıklık suçundan beraatına ilişkin hükümler ise katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanıklar ... ve ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlara yönelik herhangi bir temyiz talebi bulunmadığından, nitelikli dolandırıcılık, 5490 sayılı Kanun'a muhalefet ve yalan tanıklık suçlarından verilen beraat hükümleriyle sınırlı olarak yapılan incelemede;
Gerekçeli karar başlığında “02/02/2002, 02/05/2006, 15/04/2011” şeklinde yanlış gösterilen suç tarihlerinin “02/05/2006, 15/04/2011” olarak mahallince düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
1- Katılan vekilinin yalan tanıklık ve 5490 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Sanıklara yüklenen suçlardan, doğrudan doğruya zarar görmeyen şikayetçi ...'nun kamu davasına katılma hakkı bulunmadığı ve usulsüz verilmesinden dolayı hukuken geçersiz olan katılma kararının hükmü temyiz etme yetkisi vermeyeceğinden, mevcut temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2- Katılan vekilinin nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Sanık ...'in, diğer sanık ...'in oğlu olduğu, sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde hareket etmek suretiyle, sanık ...'in 2002 yılında doğan ve 09/04/2002 tarihinde nüfusa kaydettirdiği kızı ...'i maaş ve sağlık yardımından faydalandırmak amacı ile ölen babası ...'in çocuğu olduğunu beyan ederek 02/05/2006 tarihinde ... olarak yeniden nüfusa kaydettirdikleri, bu şekilde ...'e katılan kurumdan maaş bağlatıp sağlık yardımından faydalanmasını sağlayarak atılı nitelikli dolandırıcılık suçunu işledikleri iddia edilen olayda;
Bingöl Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nün 14/10/2012 tarihli yazı cevabına göre, ...'in hak sahipleri olan sanık ...'e %50, ...'e %25 oranında dul ve yetim aylığı bağlandığı, ... bu şekilde gelire alınmamış olsaydı ...'e aylık bağlanma oranının %75 olacağı, dolayısıyla ...'e maaş olarak fazladan bir ödeme yapılmadığı, 5411 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 60. maddesinin (g) bendindeki "yukarıdaki bentlerin dışında kalan ve başka bir ülkede sağlık sigortasından yararlanma hakkı bulunmayan vatandaşların genel sağlık sigortalısı sayılacaklarına" ilişkin düzenleme ile aynı kanunun 67. maddesindeki Sağlık Hizmetlerinden Yararlanma Şartları başlığı altındaki "18 yaşını doldurmamış olan kişilerin hiç bir şart aranmaksızın sağlık hizmetlerinden faydalanabileceğine" ilişkin yasal düzenlemeler ışığında, ...'in 18 yaşından küçük olması nedeniyle tedavi giderlerinin zaten devlet tarafından karşılanacağı gözetildiğinde, kamunun herhangi bir zararından söz edilemeyeceği, bu nedenlerle atılı suçun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı gerekçesiyle verilen beraat hükümlerinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılama sonunda, yüklenen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin atılı suçun sübut bulduğuna ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, beraate ilişkin hükümlerin ONANMASINA,
3- O yer Cumhuriyet savcısının 5490 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Sanık ...'in, oğlu olan diğer sanık ...'in evliliğinden doğmuş ve aslında kendisinden olmayan çocuğu, sanık ...'in de iştirak etmesi suretiyle kendi evliliğinden doğmuş gibi tescil ettirmek amacıyla nüfus müdürlüğüne müracaat ederek gerçeğe aykırı beyanda bulunmak şeklindeki eylemlerinin, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 29/09/2015 tarih 2015/11-412 Esas ve 2015/286 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere, TCK'nın 231. maddesinde düzenlenen çocuğun soybağını değiştirme suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı olup, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13/12/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy