MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : a-TCK’nın 158/1-f, son, 62, 52/2-4, 53. maddeler gereğince mahkumiyet
b-TCK’nın 204/1, 62, 53. maddeler gereğince mahkumiyet
Nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından sanık hakkında verilen mahkumiyet hükümleri sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
30/05/20017 olan suç tarihi yerine, gerekçeli kararda, 14/04/2007 tarihi yazılmış ise de, söz konusu yanlışlığın mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Sanığın, katılandan aldığı zeytin karşılığında tamamen sahte olarak üretilen 12.400 TL bedelli çeki katılana verdiği, yapılan incelemede çekin sahte olduğunun belirlendiği, böylece sanığın, nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda,
1-Resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık, katılan ve tanık beyanları ile dosya kapsamına göre, suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın, suçun sabit olmadığı gerekçesine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık, katılan ve tanık beyanları ile dosya kapsamına göre, suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabul bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın, sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
16/03/2009 tarih ve 2008/292; 2009/154 E.K. sayılı ilk hükümde 5237 sayılı TCK’nın 157/1, 50/1-a, 52/2. maddeleri gereğince, sanığın, 7.300 TL ve 100 TL adli cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve hüküm aleyhine sadece sanığın temyiz talebinde bulunması sonucunda, hükmün, suç vasfının yanlış tayin edildiği ve yargılamanın ağır ceza mahkemesi tarafından yapılması gerektiği gerekçesiyle ve sanığın kazanılmış hakları saklı tutularak Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 18/11/2013 tarihli ilamıyla bozulduğu, bozma ilamından sonra yapılan yargılama sonunda, sanığın sonuç olarak 2 yıl 6 ay hapis ve 20. 600 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesinden sonra, 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca, halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesi gereğince, cezanın, önceki hükümdeki ceza miktarı gözetilerek 7.300 TL ve 100 TL adli para cezası olarak infazına denilmek suretiyle karar verilmesi gerektiği gözetilmeden kazanılmış hak ilkesinin ihlal edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, fakat, bu aykırılığın yeniden yargılama yapılmaksızın aynı Kanun'un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasının sonuna, “Ceza miktarı itibariyle kazanılmış hak ilkesi gözetilerek, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesi uyarınca, infazın 7.300 TL ve 100 TL adli para cezası üzerinden yapılmasına” cümlesinin eklenilmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 25/03/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi.