MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM: Şikayetçiler ..., ..., ..., ..., ...'a karşı eylemlerinden; Ayrı ayrı TCK'nın 158/1-g, 168/2, 62, 52/2, 53, 63 maddeleri gereğince mahkumiyet, Şikayetçi ...'e yönelik eyleminden; Ayrı ayrıTCK'nın 158/1-g, 168/2, 62, 52/2, 53, 63. maddeleri gereğince mahkumiyet, Şikayetçi ...'a yönelik eyleminden; Ayrı ayrı TCK'nın 158/1-g, 168/2, 62, 52/2, 53, 63. maddeleri gereğince mahkumiyet, Katılanlar ... ve ... ile şikayetçiler ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'a yönelik eylemlerinden; Ayrı ayrı TCK'nın 158/1-g, 35/2, 62, 52/2, 53, 63. maddeleri gereğince mahkumiyet
Nitelikli dolandırıcılık suçundan sanıkların mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık ... müdafii ve sanık ... tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Nitelikli dolandırıcılık suçundan sanıklar ... ve ...'in mahkumiyetine ilişkin Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 09/10/2008 tarih, 2007/349; 2008/294 E. K. sayılı kararı kararı aleyhine vaki temyiz istemi üzerine onama talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 2009/65060 sayılı tebliğnamesiyle dairemize geldiği, Dairemizin 09/04/2013 tarih, 2011/22392; 2013/6524 E. K. sayılı kararıyla hükümlerin bozulmasına karar verilmesinden sonra mahkemece bozmaya uyulmayarak daha önceki kararında direnilerek Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanlığına gönderilen dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanlığınca da, Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 6763 sayılı Kanunun 02.12.2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmesi nedeniyle anılan kanunun 36. maddesiyle değişik 5271 Sayılı CMK.nın 307.maddesi uyarınca dairemize gönderildiği anlaşılmakla; dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun süreklilik kazanmış uygulamalarına göre şeklen direnme kararı verilmiş olsa dahi; bozma kararı doğrultusunda işlem yapmak, bozma kararında tartışılması gereken hususları tartışmak, bozma sonrasında yapılan araştırma, inceleme ya da toplanan yeni delillere dayanmak, ilk kararda yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurmak, suretiyle verilen hüküm, özde direnme kararı olmayıp, bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni bir hükümdür. Bu nitelikteki bir hükmün temyiz edilmesi halinde ise incelemenin Yargıtay’ın ilgili dairesi tarafından yapılması gerekmektedir.
İncelenen dosya kapsamına göre; mahkemece ilk kararda, dolandırıcılık nedeniyle mahkumiyet kararı verilmesi için yeterli delil bulunduğu gerekçesine dayanıldıktan sonra, Yargıtay bozma ilamından sonra, bozma ilamında belirtilen gerekçeler de tartışılarak ve ilk kararda yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurmak suretiyle direnme kararı verdiği, buna göre; ilk hükümde yer almayan bu hususlar, Özel Dairece denetlenmemiş olduğundan, Özel Dairece denetlenmeyen bir konunun ilk kez ve doğrudan Yargıtay Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmesine kanunen imkan bulunmamaktadır. Bu itibarla, yerel mahkemenin son uygulaması direnme kararı olmayıp, yeni hüküm niteliğinde olduğundan, dosyanın temyiz incelemesinin Yargıtay özel dairece yapılması gerektiği anlaşılmakla;
Sanıkların büro kiralayıp şirket tahsilat makbuzları ve belgeler bastırarak bir iş yeri bulunduğu görüntüsü oluşturdukları, şirketin yurt dışı şantiyelerinde çalıştırılmak üzere işçiler alınacağı şeklinde gazeteye ilan verdikleri, bu ilanı gören şikayetçi ve katılanların ilanda belirtilen telefon numarasından sanıklarla irtibata geçtikleri, sanıkların şikayetçi ve katılanlara gidecekleri ülkelere göre ödeyecekleri maaşları söyledikleri, hangi ülkelere gitmek istedikleri yönünde müştekilere form doldurttukları, bilahare kabul edildiklerini bildirir telefon ederek evrakları ve belirli bir miktar para ile iş yerine gelmelerini istedikleri, bu şekilde iş yerine gelen şikayetçi ile katılanlardan çeşitli miktarlarda para aldıkları, bir kısım şikayetçilerin de paralarını hazırlayıp sanıklara teslim etmek üzere geldikleri sırada sanıkların yakalandıkları olayda, gazete ilanının suçun işlenmesini kolaylaştırmadığı ve hileli hareketlerin gerçekleştirilmesinde veya mağdurların dolandırılmasında etkili olmadığı cihetle, katılanlar ve şikayetçilerin gazete ilanına güvenerek para verdiği söylenmeyeceği için sanıkların eyleminin TCK'nun 157/1.maddesindeki suçu oluşturduğu gözetilmeden, dolandırıcılık suçunun basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işlendiğinden bahisle yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabule göre de; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde mahkemece adli para cezasının gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın üzerinde tayin edilmesi suretiyle 5237 sayılı TCK'nun 61. maddesine aykırı davranılması,
Kanuna aykırı olup, sanık ... müdafiinin ve sanık ...'in temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.