MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜM : TCK'nun 158/-i, 62, 53, 51. maddeleri gereğince mahkumiyet
Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm katılan vekili ve sanık müdafi tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Muhasebeci olan sanığın isteğe bağlı emekli olmak isteyen katılandan sigorta primlerini aldığı halde SSK primlerini yatırmayarak sevk maddesi gereğince cezalandırılması gerektiği iddia edilen olayda, serbest muhasebecilerin 3568 sayılı Kanun’un 2. maddesinde belirtilen görevleri arasında vergi borcunu yatırmak gibi bir görevleri olmadığı gibi, Türkiye Serbest Muhasebeciler, Malî Müşavirler ve Yeminli Malî Müşavirler Odaları Birliği’nin Mecburî Meslek Kararlarına ilişkin 26.01.1996 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 1996/1 sayılı genelgesinin birinci maddesinde yer alan “meslek mensupları, müşteri adına üçüncü kişilere ödeme yapmak üzere her ne isim altında olursa olsun malî değerler alamazlar” şeklindeki hükmü karşısında sanığın, sigorta primlerini ödemesi için katılan tarafından verilen paraları ilgili kuruma yatırmayarak üzerinde tutması ve bu eylemin 2006 yılı Haziran ayında katılan tarafından öğrenilerek şikayetin 16/06/2006 tarihinde yapılması, sanığın hileli hareketlerle katılanın prim borcunu ödediğini söyleyip başlarda sahte olarak düzenlediği makbuzları verdiği, sonrasında da makbuzları dosyada sakladığını ve emeklilik için tuttuğunu söylediği anlaşılan olayda, eylemin TCK'nun 157. maddesine göre dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirmeyle TCK'nun 158/1-i maddesi uyarınca mahkumiyetine hükmedilmesine karar verilmiş ise de, basit dolandırıcılık suçunun gerektirdiği cezanın miktar ve nevi itibariyle, 157/1, TCK'nın 66/1-e, 66/2 ve 67/4 maddelerine göre hesaplanan 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımının, suç tarihi kabul edilen 01.06.2006 ile inceleme tarihleri arasında 01.06.2018' de gerçekleştiği anlaşıldığından, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE, 17.10.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy