MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat (ayrı ayrı)
Resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından sanığın beraatine ilişkin hükümler katılan vekili ve sanık müdafii tarafından tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Katılanın kuyumcu olan tanık Turgay'dan satın aldığı altınlar karşılığında alacaklı kısmı boş haldeki 11.05.2007 düzenleme, 30.05.2007 ödeme tarihli 2.000 TL'lik bonoyu verdiği, katılanın tanığa olan borcunu ödedikten sonra senedini 02.06.2007 günü geri aldığı ancak aynı gün çarşıda dolaşırken senedi kaybettiği, sanık ...'nün ise suça konu bu senedi bir şekilde ele geçirip alacaklı kısmına kendi adını yazarak katılan aleyhine icra takibi başlattığı ve bu şekilde nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda,
1-Resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraat hükmüne yönelik temyiz incelemesinde;
Sanığa yüklenen resmi belgede sahtecilik suçunun gerektirdiği cezasının miktar ve nev’i itibariyle tabi olduğu 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e maddesine göre hesaplanan sekiz yıllık asli dava zamanaşımının; sorgusunun yapıldığı 17/11/2009 tarihinden sonra 17/11/2017 tarihi itibariyle gerçekleştiği anlaşılmakla; 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’ un 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’un 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE,
2-Nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat hükmüne yönelik temyiz incelemesinde;
Sanığın savunmasında giyim eşyası üzerine ticaretle uğraştığını, katılana sattığı mallar karşılığında suça konu senedi aldığını beyan ettiği, katılanın ise senedin hukuka aykırı bir şekilde sanık tarafından ele geçirilip doldurulduğuna dair tanık anlatımları dışında yazılı delil sunamadığı ve bu itibarla sanığın üzerine atılı suçları işlediğine dair mahkûmiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilmediği anlaşıldığından sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre katılan vekili ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1136 sayılı Kanun'un 168. ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, beraat eden ve kendisini vekille temsil ettiren sanık lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanun'un 8.maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, fakat, bu aykırılığın yeniden yargılama yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün ilgili kısmına "sanığın kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 3.000 TL vekalet ücretinin katılandan alınarak sanığa verilmesi" fıkrasının eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 10/09/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy