Tacir veya ticaret şirketleri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı suçundan şüpheliler ... ve ... haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 14.03.2016 tarih ve 2015/45937-2016/14038 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin mercii Bakırköy 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 26.04.2016 tarih ve 2016/1682 değişik iş sayılı kararı aleyhine yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 27.09.2018 gün ve 94660652-105-34-12698-2017 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03.10.2018 gün ve 2018/79826 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı kanunun 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan kanunun 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan kanunun 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Somut olayda, şüpheliler tarafından hurda araç alınıp satılması üzerine ortak iş yapılacağı konusunda müşteki ile anlaşıldığı, bu anlaşma üzerine araç alım satımı konusunda yapılacak ihalelerle ilgili müştekinin değişik zamanlarda şüphelilere çeşitli miktarlarda para gönderdiği, gönderilen paralarla ilgili şüpheliler tarafından yapılacağı vaat edilen ihalelerin yapılmaması sebebiyle müştekinin iadesini istediği paraların kendisine gönderilmediği gerekçesiyle şüpheliler hakkında dolandırıcılık suçundan şikayetçi olduğunun ayrıca şikayete konu olay ile bağlantılı olarak şüphelilerin müşteki, müşteki ...'ın ise şüpheli konumunda bulunduğu tefecilik suçuna ilişkin yargılamanın bulunduğunun anlaşılması karşısında, şüphelilerin müşteki dışında farklı kişilerden de aynı nedenlerle para aldığı, yapılacağı vaat edilen ihalelerin yapılmadığının iddia edilmesi karşısında ihalelerin gerçekte yapılıp yapılmadığının, ilgili kurumlara bu yönde bir ihale başvurusunun olup olmadığının araştırılarak müştekiye gönderilen ihale listeleri ve tarihlerini gösterir belgelerin doğrulukları hususlarının yeterince araştırılmadığı, eksik soruşturmaya dayalı olarak kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verilmesi karşısında; 5271 sayılı Kanun’un 160 ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapılmasını sağlamak üzere itirazın kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, Bakırköy 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 26.04.2016 tarih ve 2016/1682 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde merciince yerine getirilmesine, 18.02.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy