(1086 S. K. m. 530, 533) (818 S. K. m. 104) (488 S. K. TABLO 1)
Dava: Davacı - karşı davalı- (........) Boru Hatları ile (........) Taşıma A.Ş. ile Davalı-karşı davacı- (........) konsorsiyumu arasında çıkan anlaşmazlığın çözülmesi için seçilen Hakem Kurulu tarafından verilen 29.06.1992 tarihli kararın temyizen tetkiki davacı (karşı davalı) vekili tarafından istenmiş ve dosya Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesince 01.09.1992 tarih ve 1992/1694 D.İş. sayılı yazı ile gönderilmiş olmakla temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1. Dosyadaki yazılara, özellikle tahkim sözleşmesiyle uyuşmazlığın hak ve nesafet kaidelerine göre çözümlenmesinin yanlarca kabul edilmiş olmasına göre H.U.M.K.nun 533. maddesi kapsamına girmeyen ve aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Cevap ve karşı dava dilekçesinde her bir alacak ve bu alacaklara ait dava tarihine değin işleyen faiz ayrı ayrı gösterilmiş, davalıların istemini belirten sonuç bölümünün (e) bendinde de alacaklar için dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi istenilmişken, bu husus bir yana bırakılarak, bununla çelişen ve davacı aleyhine olan (B.K.104/son hükmüyle de bağdaşmayan) anlatımlara bağlı kalınarak (....), yararına hükmedilen 1.991.010.000 TL geçmiş günler faizine temerrüd nedeniyle dava tarihinden itibaren tekrar faiz yürütülmesi suretiyle davada talebin aşılmış olması Dairemiz uygulamasına ve H.U.M.K.nun 533/2. maddesine göre yerinde görülmemiştir. (Y.15.H.D.T; 13.11.1973, E:68. K:212)
3. Müşterek teşebbüs (........) yararına istenen gecikme faizi 352.319 ABD olduğu halde, bu miktardan 350.000 ABD hakkında karar verilip, kalan 2.319 ABD için olumlu-olumsuz bir karar verilmemiş olması H.U.M.K.nun 533/4. maddesine aykırı bulunmuştur.
4. H.U.M.K.nun 530. maddesi uyarınca hakemler kararlarında davanın ....., masarifi hakkındaki karar ile masrafın miktarını tasrih ile mükelleftirler. Yargılamada aleniyet ve güven bakımından yararı inkar edilemeyen, kamu düzeniyle ilgili biçimsel bu hükme uyulması-kuşkusuz-zorunludur. Kaldı ki, taraflarca-tahkim sözleşmesinde bu konudaki hükümle bağlı kalınmaksızın-dava dilekçesinde hakem masrafları, sair yargılama giderleri, karşılık davada da tahkim ile ilgili tüm masrafların tahsili talep edilmiştir. Öte yandan, ileri aşamada tahsili gereken harç ve 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa bağlı I Sayılı Tablo'nun II kararlar ve Mazbatalar Bölümünün 1-a pozisyonu gereğince tahakkuku gereken damga vergisinin de tahkim giderlerinden olduğu elbette tartışmasızdır.
O halde, hükmün biçim kuralına uygun, istemlerin tümünü karşılar, icra ve infazı mümkün olması (Y.T.D.T: 18.09.1972, E: 3429, K: 3711) gerekir. Oysa temyize konu kararda iki hakemin ücretinden hiç söz edilmemiş, diğer hakemin ücretinin 4/5'inin davacıya yükletilmesine karar verildiği halde-infazın nasıl olacağı da düşünülmeden-miktarı belirtilmemiş, doğrudan göz önünde bulundurulması, miktar ve yükümlüsü belirlenmesi gereken harç ve damga vergisi hakkında bir karar verilmemiş olmakla H.U.M.K. 533. maddesinin 4. bendince bu nedenle dahi kararın bozulması gerekir.
Sonuç: Yukarıda 1. bendde açıklanan nedenlerle davacı-karşı davalının sair temyiz itirazlarının reddine; 2. bendde açıklanan nedenlerle H.U.M.K. 533/2, 3 ve 4. bendlerde açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 533/4 maddelerince hükmün davacı-karşı davalı yararına BOZULMASINA, 09.11.1992 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Hakim kural olarak iki tarafın iddia ve savunmaları ile bağlı olup, talepten fazlasına hüküm veremeyeceği gibi, başka bir şeye de karar veremez (H.U.M.K. 74).
Davalı ve karşı davacı vekilleri 08.05.1992 tarihli dilekçesinde karşı dava ile ilgili taleplerinin sonuç bölümünün (2/a-b-c ve d) maddesinde belirtmiş ve dava tarihine kadar istenilen faizi de ayrıca göstermek suretiyle müddeabihe dahil etmiş ve (e) bendinde de yukarıda gösterilen alacakları için ayrıca dava tarihinden itibaren TC Merkez Bankasının uyguladığı % 54,5 üzerinden reeskont faizine de hükmolunmasını istemiştir.
Davalı ve karşı davacı taraf temerrüt tarihinden dava tarihine kadar olan işlemiş faizi de alacağına ilave etmiş olduğundan, bu durumda davanın müddeabihi asıl alacak ile dava tarihine kadar işlemiş olan gecikme faizi toplamından ibarettir.
Hakem kararlarının temyizi ile ilgili olarak H.U.M.K. ile özel bir düzenleme getirilmiş ve mahkeme kararlarından ayrı olarak bir temyiz incelemesi öngörülmüştür. Anılan yasanın 533. maddesine göre hakem kararları ancak bu maddede (4) bend halinde sayılan sebeplerden birinin varlığı halinde temyizen bozulabilir. Bu hallerden birisi de (2) bendde belirtilen talep edilmemiş bir şey hakkında karar verilmesidir. Bozma ilamının (2) bendindeki çoğunluk görüşüne göre hakemler karşı davada geçmiş günler faizine dava tarihinden itibaren tekrar faiz yürütmek suretiyle davada talebin aşıldığı belirtilmektedir. Oysa cevap ve karşı dava dilekçesinin 8. sahifesinin 2/e bendinde asıl alacak ve işlemiş faizden oluşan alacağı da kapsamak suretiyle yukarıda arzettiğimiz alacaklarımız için... denilmek suretiyle ayrıca dava tarihinden itibaren reeskont faizi yürütülmesi istenilmiş, yoksa sadece asıl alacak bölümü için dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi şeklinde bir tasrihat yapılmamıştır. Yukarıda da ifade edildiği gibi karşı davanın müddeabihi asıl alacak ve dava tarihine kadar gösterilmiş olan işlemiş faizden oluştuğu için burada 533. maddesinin 2. bendinde belirtilen talep edilmemiş bir şey hakkında karar verilmesinden söz etmek mümkün değildir.
Öte yandan her ne kadar B.K.nun 104/son maddesi uyarınca geçmiş günler faizinin tediyesinde temerrüt sebebi ile faiz yürütülemez ise de, bu husus H.U.M.K. nun 533. maddesinin 2. bendinde sayılan hususlardan değildir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan gerekçe ile sayın çoğunluğun bozma ilamının 2. bendinde belirttiği görüşe muhalifiz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy