(1086 S. K. m. 287) (818 S. K. m. 53)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraflar vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı İdare vekili, davalı şirketin çimento boru ve briket imali işini yüklendiğini, işe %60 seviyesinde son verildiğini, yükleniciye 5. hak edişle verilen 2000 m3 kum çakıl ile 200 ton çimento ihzaratının davalıda kaldığını, bu suretle davalıdan 7.052.427 TL. alacakları bulunduğunu, bunun 5. hak edişin düzenlendiği tarihten geçerli yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, ayrıca eksik teslim edilen 1600 adet çimento boru ile 2203 adet briketin aynen iadesine, olmadığı taktirde dava günündeki bedelinin ödetilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap ve karşı davasında; müvekkili şirket yetkilisinin aynı uyuşmazlık nedeniyle açılan kamu davası sonucu Konya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.10.1988 tarih ve 1986/997-832 sayılı kararıyla beraat ettiğini, iddia edilenin aksine ceza mahkemesince davacıya borçlu değil 14.902.147 TL. alacakları olduğunun saptandığını, davanın reddini, karşı davalarında 14.902.147 TL. nın faizi ile birlikte davacı ve karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacı idarenin fazla ödediği 6.964.463 TL. nın dava tarihinden geçerli yasal faiziyle tahsiline, fazla isteğin reddine, davalı şirketin karşı davasının reddine karar verilmiş, Hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle, taraflar arasındaki sözleşmenin 56/H maddesi uyarınca sözleşme gününde yürürlükte bulunan eski B.İ.G.Ş. sözleşmenin eki olup, B.İ.G.Ş. ile şartnamenin 33 ve 34. maddeleri HUMK. nun 287. maddesi gereğince delil sözleşmesi niteliğinde olduğuna, iş için düzenlenen geçici hak edişleri davalı yüklenici yöntemine uygun itirazda bulunmadan imza etmekle, hak edişleri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağına, değinilen olguyu gözardı ederek fiyat farkı verilmek suretiyle davalı ve karşı davacıyı alacaklı varsayan bilirkişi raporu onun yararına bir sonuç doğurmayacağına göre, davalı şirketin karşı davasının reddi yolunda kurulan hükümde usul ve yasaya aykırılık görülmemiş, davalı ve karşı davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Taraflar arasındaki çimento boru ve briket imalatı işinin diğer yüklenicileri ve davalı şirket yetkilisi Ali Sandıkçı ile davacı İdarenin elemanları, Konya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 1986/997 esasında kayıtlı davada fazla iş yapılmış gibi gösterilerek sahte hak ediş düzenlemek suçundan yargılanmış, Ceza Mahkemesince şirketin idareye borçlu değil, alacaklı olduğu saptanarak sanıkların beraatına karar verilmiş, karar kamu davasına katılan idarenin temyizi üzerine Yargıtayca onanarak kesinleşmiştir.
Hukuk Mahkemesindeki uyuşmazlığın, ceza davası konusunu teşkil eden çimento boru ve briket işinden kaynaklandığı tartışmasızdır.
Bu durumda sorunun ceza hukuku ile medeni hukuk arasındaki ilişkiyi düzenleyen B.K.nun 53. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
B.K.nun 53. maddesi gereğince, kural olarak hukuk hakimi, Ceza Mahkemesinden verilen beraat kararıyla bağlı değilse de, gerek uygulamada gerekse öğretide, hukuk hakiminin, Ceza Mahkemesinin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle eylemin hukuka aykırı olup olmadığı saptamasıyla bağlı sayılacağı benimsenmektedir. Öyleyse, somut olayda, davalı şirketin Ceza Mahkemesi kararıyla, davacı idareye borçlu bulunmadığının saptanması ve bu olgunun beraat kararına dayanak yapıldığı gözetilerek hukuk hakiminin maddi olaya ilişkin bu tespitle bağlı olacağının kabulü gerekir. Bu durumda mahkemenin, Ceza Mahkemesinin davacı İdarenin alacaklı bulunmadığı şeklinde ortaya koyduğu maddi olgunun aksine işin esasına girilerek idare alacağına hükmetmesi doğru olmayıp, davalı ve karşı davacı vekilinin bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir.
3) Davacı idare fazla ödemeden kaynaklanan alacağı dışında eksik teslim olunan 1600 adet çimento boru ve 2203 adet briketin aynen iadesini, olmazsa dava tarihindeki bedellerinin tahsilini de dava etmiştir. Görüldüğü gibi bu talep alacak iddiasından bağımsız bir istek kalemidir. O halde davacı idare vekiline bu istek kaleminin değeri açıklattırılmalı, ödenmeyen peşin harcı tamamlattırılarak, bu bölüm istek içinde olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemece değinilen yönün gözden kaçırılması doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davalı ve karşı davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, temyiz olunan kararın 2. bentte yazılı nedenlerle davalı ve karşı davacı, 3. bentte yazılı nedenlerle de taraflar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harçlarının istekleri halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, 27.01.1994 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy