(2004 S. K. m. 96, 97)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı kararın, temyizen tetkiki davacı 3. kişi vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, oto alım satımı ile uğraşan müvekkilinin davalı A.e mülkiyeti muhafaza kaydıyla 06
22 plaka sayılı aracı sattığını, ancak borcun bir kısmının ödenmediğini, daha sonra otomobilin başkası tarafından yapılan takip sonucu haczedildiğini bu haczin kaldırılması konusunda açtığı istihkak davasının kabul edildiğini, ancak Trafik Şube Müdürlüğüne başvurduğunda, davalı A.in borcundan ötürü Ankara 1. İcra Müdürlüğünün 1993/2815 esas sayılı takip dosyası ile aynı otomobil üzerinde yapılan 2. haczin bulunduğunu öğrendiğini belirterek bu haczin terkinini istemiş,
Davalı alacaklı K. Altınbulak vekili, aracın trafik kaydına haciz koydurup fiili haciz yaptırmadığını, satışın mülkiyeti muhafaza kaydıyla yapılmış olması nedeniyle davacının seçimlik haklarını kullanmak yerine, istihkak davası açmasının yersiz olduğunu, bu nedenle davanın reddi gerekeceğini savunmuş, davalı borçlu davaya yanıt vermemiş,
Merciince, konumu nedeniyle seçimlik haklarını kullanmayan davacının istihkak iddiasında bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bu karar davacı yanca temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık İ.İ.K. 96 ve devamı maddeleri uyarınca açılan istihkak davasına ilişkindir. Davaya konu olan mahcuz otomobilin mülkiyeti muhafaza kaydıyla satıldığı davacı tarafından ileri sürülmektedir.
Kural olarak; mülkiyeti muhafaza kaydıyla yapılan satışın, noterce mahsus sicile kaydedilip kaydedilmediğinin araştırılması gerekmektedir. Şayet kaydedilmemişse, satış kati satışa dönüşmüş olacağından davanın reddi gerekir. Bu husus, mahsus sicile kaydedilmişse, başka bir ifadeyle mülkiyeti muhafaza kayıtlı satış geçerli ise, o zaman borçlunun temerrüde düşüp düşmediğinin araştırılması gerekir. Eğer borçlu temerrüde düşmüşse, o halde, davacı 3. kişi ancak aldığı satış taksitlerini davalı borçluya iade etmek koşulu ile sözleşmeden dönebileceğinden, iade edilecek bedel üzerinden, haczin bedele dönüştürülmesi suretiyle istihkak davasının kabulüne karar verilmesi gerekir. Şayet davalı borçlu, geri kalan taksitleri ödemede henüz temerrüde düşmemiş ise, alacaklı geri kalan borcu defaten ödeyerek, araç üzerindeki mülkiyeti muhafaza kaydını kaldırıp, mülkiyeti borçluya geçirerek, o malı haczettirmek ve satmak hakkına kavuşur. Bu nedenle alacaklıya geri kalan satış bedelini yatırması için süre verilip, bu süre içerisinde bu bedel yatırıldığı takdirde davacının istihkak davası paraya dönüştüğü kabul edilerek, bu bedelin davacı 3. kişiye ödenmesine ve araç üzerindeki haczin devamına şeklinde karar verilmesi gerekir.
Somut olayda, mülkiyeti muhafaza kaydının noter mahsus siciline kaydedildiği saptandığı takdirde, borçlunun taksitlerini ödemeyip temerrüde düştüğü hususu ve davacı 3. kişinin istihkak davası açması nedeniyle, akitten dönmüş olduğu kabul edilerek, bu seçimlik hakkı göz önünde tutulup, sonuca gidilmesi gerekir. Bu hususlar araştırılmadan yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup karar bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacı 3. kişiye geri verilmesine, 30.11.1994 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy