(818 S. K. m. 101, 108, 355, 358, 360) (1086 S. K. m. 46, 7, 27)
Mahalli mahkemesinden verilen hükmün, temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla; dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı Bakanlığın aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı, Yeşilköy Hava Limanı Müteferrik Alt Yapı İnşaatları 2. Kısım İşinin kendisine verilmemesi sebebiyle 23.7.1986 tarihinde akdi feshetmiş ve İstanbul Asliye Altıncı Ticaret Mahkemesinin 1986/614 esas sayılı dosyasında açtığı dava sonunda, davacının haklı sebeplerle akdi feshettiğinin tespitine karar verilmiştir. Böylece akdi fesheden davacının, BK. nun 108. maddesi uyarınca ancak menfi zararlarını talebe hakkı olup, müspet zararlardan sayılan kar kaybını istemeyeceğinden, mahkemece bununla ilgili (160.600.000) TLlik talebinin reddi yerine kabulünde isabet yoktur.
3- Davacı, davalı İdare tarafından bir yıl süre ile ihalelere girmekten yasaklandığını ve bu yüzden zarara uğradığını ileri sürerek, 750.000.000 TLnin tahsilini istemiş ve mahkemece talebi kabul edilmiştir. Gerçekten de davalı İdarenin, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunun 84. maddesi uyarınca davacı hakkında ihalelere girmekten men kararı aldığı ve bu kararın Resmi Gazetede ilan edildiği anlaşılmaktadır. Bu işlem idari nitelikte bulunup, karar sebebiyle oluşan zararın tazmini de tam kaza davasını gerektirdiğinden davacının bununla ilgili talebinin idari yargı yerinde görülmesi icabettiğinden, mahkemece bu kısma ilişkin davanın tefrik edilerek görevsizlik kararı verilmesi yerine davaya bakılarak sonuçlandırılması da doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
4- Mahkemece, asıl alacak dışında ayrıca (432.590.035) TL. işlemiş faiz alacağının da davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Oysa, Borçlar Kanununun 101. maddesi uyarınca işlemiş faize hükmedilebilmesi için, davalının direngen duruma düşürülmesi gerekir. Halbuki davalıya gönderilen 23.7.1986 tarihli fesih yazısı ve gerekse davalının malzemelerle ilgili olarak davacıya çektiği 12.2.1987 tarihli ihtarnameler temerrüt ihtarı yerine geçmeyeceğinden, mahkemece dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesiyle yetinilmesi gerekirken işlemiş faizin karar altına alınması da usul ve yasaya aykırıdır.
Yukarıda 2, 3 ve 4. bentlerde yazılı sebeplerle hükmün temyiz eden davalı Bakanlık yararına BOZULMASINA, 1. bent gereğince davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 28.06.1995 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy