(1416 S. K. m. 17)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili ile davalılar Y. Uluçay, A. Tutan, A. Kaleli vekilleri taraflarından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Taraflar arasındaki uyuşmazlık taahhüdü ihlal nedeniyle tahakkuk eden alacağın tahsiline ilişkin olup mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
1- Davalılar cevaplarında, öğrenim gören davalı Y. Ulçay'ın yurda dönüş yaptıktan sonra görev talep ettiğini, bunun üzerine kendisine Uludağ Üniversitesi'nde görev verildiğini savunmuşlardır. Gerçekten dosyada mevcut belgelerden davacı Bakanlığın muvafakati ile yükümlünün 04.06.1991 tarihinde göreve başladığı anlaşılmaktadır. Davalı Yusuf davacının gösterdiği göreve başladığına göre, yükümlülük süresini bitirene kadar görevden ayrılmaması halinde bu davanın açılması mümkün olmayıp, davacı ancak, davalı Yusuf'un süresini bitirmeden önce görevden ayrılması halinde dava açabilecek ve bu durumda da yaptığı hizmet süresine tekabül eden miktar kadar borcundan indirim yapılması gerekecektir. Davacı Bakanlığın yükümlüden yeniden kefaletname talep etmesi ve bunun yerine getirilmemesi davanın kabulü için gerekçe yapılamaz. Zira 1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkındaki Kanun'un 17 inci maddesinde, yurt dışındaki talebelerin durumunun yurda dönmeden 6 ay önce Bakanlıkça ilgili makama bildirileceği ve talebenin dönmesinden sonra da 3 ay zarfında talebenin taahhütname ile ilgili makama müracaat edip görev talep edeceği hükmü yer almaktadır. Bu yasa hükmü gereğince görev talep eden yükümlünün taahhütname vermeden göreve kabul edilmesi mümkün değil ise de, taahhütname verilmemesine rağmen yükümlünün göreve başlatılması halinde idarenin taahhütname almaktan vazgeçtiği kabul edilmeli, sırf bu neden taahhüdün ihlaline sebep olarak gösterilmemelidir.
Bu durumda, yükümlü halen verilen görevinde çalıştığından şu aşamada davanın dinlenme imkanı bulunmamaktadır. Aksine gerekçelerle davanın reddi yerine mahkemece davanın kabulü doğru görülmemiş hükmün temyiz eden davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
2- Davacı Bakanlığın temyizine gelince; davacı vekili dava dilekçesinde talep ettiği alacağına yasal faiz istemiş olup 3095 sayılı yasanın 1nci maddesi gereğince bunun oranı %30 olduğu halde mahkemece dava tarihinden itibaren %10 faize hükmedilmesi yasaya aykırı olup kabul biçimi bakımından hükmün davacı yararına bozulması gerekir.
Sonuç: Yukarıda 1nci bentte yazılı nedenlerle hükmün temyiz eden davalılar Y., A. ve A., 2 nci bent gereğince de davacı Bakanlık yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalılar Y. Uluçay, A. , A.'e geri verilmesine, 18.01.1996 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy