(926 S. K. m. 112)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalılar vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat A. Altundağ ile davalılar vekili Avukat A. Tanman geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulanan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı Milli Savunma Bakanlığı vekili; davalı C. Karaağaçın subay olarak görev yapmakta iken yabancı uyruklu bir kadınla evlenmesinden dolayı görevinden istifa etmiş sayıldığını ileri sürerek, kendisine yapılan masrafların dört katından, ifa ettiği hizmet karşılığı miktar düşüldükten sonra bakiye 367.921.584 TL.nın sarf tarihinden itibaren hesaplanacak faiziyle birlikte davalı C. Karaağaç ile diğer davalı kefil F. Karaağaçtan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili ise, davanın reddini istemiştir.
Mahkeme, davanın kabulüne hükmetmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Deniz Lisesi ve Harb Okuluna girerken alınan ve dosyada bulunan 2.9.1977 ile 18.2.1983 günlü yüklenme senetleri, okul masraflarının, öğrencinin okuldan çıkarılması nedenine bağlı olarak tahsil edilmesi amacıyla düzenlenmiştir. Davalı Cem Karaağaç, okulu bitirip subay çıktığına göre, okul süresiyle sınırlı olarak verilmiş olan bu senetler, artık hükmünü yitirmiş bulunmaktadır. Bu senetlere dayanılarak, masraflar talep edilemez. Davacı Bakanlık da, zaten bu senetlere göre değil, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 112. maddesine dayanarak işbu davayı açmıştır. Burada, davalının yasadan doğan sorumluluğu söz konusudur. Öyle olunca, anılan masraflara hangi tarihten itibaren faiz yürütüleceği sorunu ortaya çıkmaktadır. Davalının, subay olduktan sonra yabancı uyruklu bir kadınla evlenmesi nedeniyle istifa etmiş sayılması halinde, okul masraflarına yürütülecek faizin başlangıcını gösteren yeni bir yükümlülük senedi ayrıca düzenlenmemiştir. Davalının, yurt dışına çıkarken imzaladığı 29.12.1988 tarihli senette faiz başlangıcı gösterilmiş değildir. Faizin başlangıcına, anılan yasada da işaret edilmemiştir. Bu durumda, yasa ve taahhütnamelerde aksine bir hüküm bulunmadığına göre, faizin başlangıcı, 5.6.1957 gün 12-21 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı uyarınca hizmetten ilişiğinin kesildiği tarihtir. O itibarla, açıklanan tarih yerine, okul ve yurt dışı masraflar yani asıl alacak yönünden, yasalarımızda yeri olmayan ortalama tarih in esas alınması suretiyle anılan tarihten itibaren faiz yürütülmesi doğru olmamıştır.
3- 926 sayılı T.S.K. Personel Kanununun 112. maddesinde işaret edilen dört katı tazminat tan maksat, bir kat asıl alacak ve üç kat da cezai şarttır. Cezai şarta ise, daha önce temerrüt gerçekleşmediğinden, ancak dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekir. Bu durumda, üç kat cezai şarta dava tarihi yerine, yine yasalarımızda yeri olmayan ortalama tarih ten itibaren faiz yürütülmesi, ayrıca bozma nedeni sayılmıştır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın 2. ve 3. bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar yararına BOZULMASINA, 1. bent uyarınca sair temyiz itirazlarının reddine, 750.000 TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında kendilerini vekille temsil ettiren davalılara verilmesine, istek halinde temyiz peşin harcının davalılara iadesine, 29.05.1996 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Bozma ilamının 3. fıkrasında cezai şart alacağına dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi kabul edilmiştir.
Oysa gerek 5.6.1957 gün ve 12/21 Sayılı İçtihadı Birleştirme kararı ve gerekse HGK. nun 23.12.1970 gün ve T/1563-965 Sayılı kararları uyarınca cezai şart alacağına uygulanacak faize ilişiğin kesildiği tarihten itibaren hükmolunması gereklidir.
Bu nedenle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy