(818 S. K. m. 108, 360)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı ve vekili Avukat S. Tanrıkulu ile davalı vekili Avukat A. Aydoğan geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle yargılama aşamasında sözleşmeye taraf olan şirketi temsilen vekaletname verilmiş, hükmünde, şirket adına tesis edilmiş olmasına göre, dava dilekçesinde temsilde düşülen bu hatanın, sonuca etkili olmamasına, dava dilekçesinde banka faizi istenmiş olup, bu oran reeskont faiz oranının üzerinde olmasına ve dolayısı ile 3095 sayılı yasanın 2/III fıkrasınca reeskont faizine hükmedilmesinde yasaya aykırılık olmamasına göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalı, kararlaştırılan ücret karşılığı mermer ve çini silme makinesinin yapımını üstlenmiş, KDV. dahil tanzim ettiği 1.259.250.000 TL.lık fatura karşılığı, makineyi davacıya teslim etmiştir. Davacı sözleşmede öngörülen 1 yıllık garanti süresi içerisinde yaptırdığı delil tespitlerine dayanarak açtığı bu davada, ödediği iş bedeli ve 3. şahıslara karşı taahhüdünü yerine getirmemesinden doğan zarar toplamına mahsuben 2.000.000.000 TL. nın tahsilini talep etmiştir. Davalı cevabında makinenin sözleşmede belirtilen evsafına uygun ve günde 5.000in üzerinde karo silme kapasitesi ile yapıldığını, işletmeden doğan ayıplardan sorumlu olmadığını beyanla, davanın reddi gerekeceğini savunmuştur. Mahkemece, yeniden yaptırılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Makinenin amacına uygun yapılmadığı, davalının zaman zaman el atmasına rağmen, arzu edilen ekonomik verimliliğin elde edilmediği, özellikle yanlarca üzerinde birleşilen, makinenin günlük 5.000 kapasite ile çalışmasının mümkün olmadığı, emsalleri arasında hizmet ve rekabet gücünü sıfırlayacak derecede ayıplı olduğu, bilirkişilerce saptanmıştır.
Olayda uygulanması gerekli yasa hükmü BK.nun 360. maddesidir. Davacının, eseri teslim almış olması, kabul anlamına gelemez. Yapılan şeyin iş sahibinin kullanamayacağı ve kabule icbar edilmeyecek derecede kusurlu olduğu fennen saptandığına göre, garanti süresi içerisinde ve daha sonra giderilmesi mümkün olmayan ayıp ve noksanları taşıyan eserin reddinde, yasaya aykırı bir hal bulunmamaktadır. Dava dilekçesinde ödemiş olduğumuz şeklinde bedelden söz edilip, kardan mahrumiyet yanında ödenen iş bedeli geri istendiğine göre, davacının sözleşmeden döndüğü açıktır. Sözleşmeden haklı dönen davacının isteyebileceği zarar, BK.nun 108/IIdeki olumsuz zararla sınırlıdır. Oysa davada istenilen kazançtan mahrumiyet olup, bu zarar olumlu zarar olmakla, ödenen bedelin tahsiline, bunun doğal sonucu olarak makinenin karşı tarafa iadesine ve zarara dair tazminat isteminin reddine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde hüküm kurulması, kabule göre de, zarar tutarına ilişkin hiç bir hesap yapılmadan sonuca ulaşılmış olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte yazılı nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 9.000.000 TL. duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil edilen davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 06.10.1997 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy