(6183 S. K. m. 73) (2004 S. K. m. 277, 278)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı Bakanlık; vergi borcu nedeniyle hacizli bulunan davalı T. T. Tavuk Üretim Ticaret ve Sanayi A.Ş.ye ait olan taşınmaz ve üzerindeki yedi adet kümes ve yem fabrikasının bilahare diğer davalı şirkete kiralandığını, 6183 sayılı kanunun 73. maddesi uyarınca haklarını ihlal eden bu tasarrufun iptalini talep etmiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Davalılar arasında 27.6.1997'de imzalanan sözleşme ile mahcuzlu taşınmaz ve müştemilatı 1.7.1997'den itibaren iki yıllığına kiralanmıştır. Aylık kira bedelinin (100.000.000) TL olduğu ve bunun her altı ayda bir kiralayanın borcuna mahsup olunacağı belirtilmekle birlikte yanların alacak borç ilişkisinin miktarı açıklanmamıştır.
Dava, niteliği itibariyle tasarrufun iptaline ilişkin bulunmaktadır. Davada amme alacağının tahsil olunamadığı, yapılan girişimler ve uygulanan haciz sonrasında iş yerinin davalılar arasında kira yoluyla el değiştirdiği anlaşılmıştır.
Gerek uygulamada ve gerekse doktrinde kira akitlerinin tasarrufun iptali davalarına konu edilebileceği kabul edilmektedir. 6183 sayılı yasanın 73. maddesinin menkuller için düzenlenmiş olması davanın dinlenmesini engeller nitelikte değildir. Maddenin konuluş amacı mahcuz mallar üzerinde (alacağı engeller nitelikteki) tasarrufların yapılmasına mani olmak ve hacizden sonra iyi niyet iddiasında bulunulamayacağını açıklamaktadır.
Dava konusu kira akdinin iki yıllığına yapılması, kira bedelinin borçlu davalının borcuna mahsup edileceği, kira sözleşmesinde miktarı açıklanmayan bu borcun ne kadar sürede biteceğinin dahi belli olmaması karşısında, yapılan kiralamanın alacaklının ticari işletmenin işletilmesinden elde edilecek gelir üzerine haciz uygulamasını engelleyecek nitelikte bulunduğu ve dava açmakta hukuki yararı olduğu ortadadır.
Yanlar arasındaki sözleşmenin ise 6183 sayılı kanunun 73. maddesi karşısında alacaklı yönünden iptali gerektiğinde ise kuşku yoktur.
Bu nedenlerle mahkemece davanın kabulüyle tasarrufun iptaline karar verileceği yerde, yasadaki tasarrufun iptaliyle ilgili diğer maddeler göz ardı edilerek sadece 73. madde gerekçe yapılarak davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle hükmün temyiz eden davacı Bakanlık yararına BOZULMASINA, 18.5.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy