(6183 S. K. m. 27, 28, 29, 30, 31) (2004 S. K. m. 283) (1086 S. K. m. 389)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili ile davalılar Erol ..., Özel H..... Motorlu Taşıt Sürücüler Kursu A.Ş. vekili taraflarından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Taraflar arasındaki uyuşmazlık 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Kanunundan kaynaklanan tasarrufun iptaline ilişkindir. Amme alacaklısı idare tarafından açılan bu dava ile cebri icra yolunun tamamlanması ve idare alacağının tahsilinin sağlanması amacıyla borçlu Ltd. Şti.adına kayıtlı iken 13.8.1993 tarihinde davalı Erol ....'a satılan 31 DD 238 plakalı araç ile davalı A.Ş.e satılan 31 .. 735 plakalı araçların yapılan satış işlemlerinin 6183 Sayılı Yasanın 24 ve müteakip maddelerine göre iptaline karar verilmesi talep edilmiş, mahkemece, mülkiyeti davalı borçlu Ltd. Şti.ne ait 31 .... 238 ve 31 ... 735 plaka sayılı araçların davalı 3 kişi Erol ... yapılan satışlarının iptaline, araçların davalı Ltd. Şti.adına trafikte yeniden kaydına dair verilen karar davalı 3.kişi A.Ş. ile Erol .. vekili ve davacı idare vekili tarafından temyiz olunmuştur.
1- Öncelikle mahkemenin kabulünün aksine dava konusu araçlardan 31 ... 735 plakalı olanı davalı A.Ş.e, 31 ... 238 plakalı olanı ise davalı Erol ...'a satılmıştır. 6183 Sayılı Kanunun 27. maddesinde amme alacağını ödememiş borçluların ödeme müddetinin başladığı tarihten geriye doğru iki yıl içinde ve ödeme müddetinin başlamasından sonra yaptıkları bağışlamalar ve ivazsız tasarrufların hükümsüz olduğu belirtilmiş, 28. maddenin 2.nci fıkrasında ise kendi verdiği malın, akdin yapıldığı sıradaki değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitler dahi bağışlama hükmünde sayılmıştır. Olayda davacı idare borçlunun dava konusu araçları mal kaçırmak amacıyla satış gibi gösterdiğini ileri sürmüş, bunun delili olarak da satış bedelinin düşüklüğünü göstermiştir. Gerçektende 31 DD 238 plakalı aracın satış sözleşmesinde satış bedeli 13.000.000 TL. gösterilmiş, aynı senedin başında aracın kasko sigorta değeri ise 57.000.000 TL. olarak belirtilmiştir. Bu durumda mahkemenin aracın satış tarihindeki gerçek değerinin ne olduğunun tespiti bakımından bilirkişi incelemesi yaptırması zorunludur. Noter satış senedindeki miktarla bilirkişinin tespit edeceği miktar arasında fahiş bir nispetsizliğin bulunması halinde davanın kabulü, aksi taktirde reddine karar verilmesi gerekecektir. Davalılardan Anonim Şirkete satışı yapılan 31 AP 735 plakalı aracın satışının hangi tarihte gerçekleştiği belli olmayıp bu araç borçlu Limitet Şirket adına kayıtlı iken 9.5.1994 tarihinde trafik kaydına haciz şerhi işlenmiştir. 6183 Sayılı Kanunun 30 maddesinde ayrıca kötü niyetli borçlunun amacını bilen ve bilmesi gereken kimselerle yapılan bütün muamelelerde tarihleri ne olursa olsun hükümsüz sayılmıştır. Burada borçlu ile hukuki muamelede bulunan üçüncü kişinin kötü niyetli olması icap eder. Bu itibarla her iki şirkete ait sicil dosyalarının celbedilmesi, ortaklarının aynı kişiler olup olmadığı, aralarında yakın akrabalık ya da diğer bir bağ bulunup bulunmadığının araştırılması gerekirken bu yönden de eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır.
2- 6183 Sayılı Kanunun 31 maddesi hükmünde tasarruf ve muameleden faydalananlar elde ettiklerini elden çıkarmışlarsa takdir edilecek bedelini vermeye bu kanun hükümleri dairesinde mecburdurlar denilmiş olmasına göre mahkemece dava konusu araçlara ait trafik kayıtları celbedilmeden ve davalı 3. kişilerin araçları elden çıkarıp çıkarmadıkları araştırılmadan karar verilmesi de bozma nedenidir.
3- İİK.283 madde hükmü uyarınca, tasarrufun iptali davası sabit olduğu takdirde davacı alacaklı bu davaya konu teşkil eden mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını alma yetkisini elde eder. Davanın konusu trafik siciline tescili zorunlu araç olduğundan davalı 3. şahıs üzerindeki kaydın tashihine mahal olmadan o aracın haciz ve satılmasını isteyebilir. Her ne kadar 6183 Sayılı Yasada İİK.283 maddesine benzer bir hüküm sevk edilmemiş ise de 31. maddede ifade edildiği üzere 27, 28, 29 ve 30 maddelerle hükümsüz sayılan tasarrufların iptali ile amme alacağının tahsili sağlanmış olacağından İİK. nun 283 maddesi kıyas yolu ile 6183 Sayılı Yasaya dayanılarak açılacak iptal davalarında da uygulanır. Bu itibarla mahkemenin kabul şekline göre tasarrufların iptaline karar vermekle yetinmesi gerekirken araçların borçlu şirket adına trafikte yeniden kaydına dair hüküm tesisi de bozma nedeni sayılmıştır.
4-HUMK.389 md. hükmü gereğince, verilen karar ile iki tarafa tahmil ve bahsedilen vazife ve haklar şüphe ve tereddüdü mucip olmayacak surette gayet sarih ve açık yazılmalıdır. Davada iki davalı mevcut olup dava kabul edildiği halde harç, masraf ve vekalet ücretinin sadece davalıdan tahsiline denmek suretiyle hükmün infazında tereddüt yaratacak şekilde karar verilmesi de doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Yukarda (1), (2) ve (3) bentlerde yazılı nedenlerle hükmün temyiz eden davalılar yararına, (4) bentte yazılı nedenle de davacı yararına BOZULMASINA, istekleri halinde ödedikleri temyiz peşin harcın temyiz eden davalılara geri verilmesine, 9.11.1998 gününde oybirliğiy ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy